YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3695
KARAR NO : 2021/1261
KARAR TARİHİ : 16.02.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Alaca Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.04.2019 tarih ve 2018/213 E. – 2019/117 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ve davalı … tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı borçlular hakkında 01.09.2005 tanzim tarihli ve 01.09.2006 vade tarihli bonoya dayanılarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların takibe karşı haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek, itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, borçlarının olmadığını, takibe konu edilen bononun zamanaşımına uğradığını, davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkinin tarafı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı …, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının tefecilik suçundan dolayı ceza aldığını, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bononun keşide kısmında belirtilen yerin tanınmış bir idari birimin adı olması gerektiği, geçerli bir keşide yerinin bulunmasının bononun yasal unsurlarından olduğu, icra takibinin dayanağı olan 01.09.2006 vade tarihli bononun incelenmesinde, keşide yerinde belirtilen idari birimin belirsiz olduğunun anlaşıldığı, dava konusu bononun bulunması zorunlu olan unsuru taşımaması sebebiyle bono vasfını haiz olmadığı, takibe konu 01.09.2006 vade tarihli bononun adi senet hükmünde olması sebebiyle borçlu olmadığının davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davalılar tarafından borçlu olunmadığının ispatına yönelik delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı borçluların 6.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazlarının iptaliyle, takibin belirtilen asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, sabit olan asıl alacak itibariyle alacağın % 20′ si oranında tazminatın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bonoya dayalı olarak başlatılan ilamsız takibe itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamı doğrultusunda değerlendirme ve inceleme yapılmamıştır. Davacının, Alaca Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/188 E. 2008/179 K. sayılı kararıyla aralarında dava konusu senedin de olduğu belgelerden dolayı tefecilik suçundan mahkum olduğu ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 20 (6098 sayılı TBK m. 27) uyarınca kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak yapılan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Ancak sözleşmenin içerdiği hükmün bir kısmının geçersiz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Davalı … adi senette asıl borçlu konumunda olup ceza mahkemesindeki beyanlarında davacıdan 3.000.-TL borç aldığını ikrar etmiş durumdadır. Bu durumda her ne kadar düzenlenen adi senet geçersiz ise de davalının ikrarı göz önüne alınarak bu davalının 3.000.-TL borçtan dolayı sorumlu olduğu, fazlaya ilişkin borçtan ise sorumlu olmadığı dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer davalı … ise, keşide yeri olmayan bonoda aval konumunda olup bononun düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6762 sy. TTK m. 614 (6102 sy. TTK m. 702/2) uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksanlıktan başka nedenle atıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Buna göre bonoda keşide yeri olmadığından şeklen yasal unsurları olmadığından bu davalının adi senede dönüşen belgeden dolayı aval olarak borçtan sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu davalı hakkında davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin ve davalı …’in temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.