Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3743 E. 2021/2477 K. 16.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3743
KARAR NO : 2021/2477
KARAR TARİHİ : 16.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27.12.2018 tarih ve 2017/209-2018/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kullanılan kredinin vadesinde ödenmemesi üzerine çekilen ihtara rağmen borç ödenmediğinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının krediyi kullanan dava dışı şirketin sigortalı çalışanı olduğunu, davacı bankanın hem rehin yolu ile hem de ilamsız icra takibi başlatarak fazla talepte bulunduğunu, davalının borçlu olmadığını, kredi borcunu ödediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacı banka ile dava dışı Çınar Nakliyat Ltd. Şti. arasında akdedilen 07.12.2009 tarihli genel kredi sözleşmesini davalının müteselsil kefil olarak imzaladığı, bu kredi kapsamında 14 adet ticari kredinin kullanıldığı, dava dışı şirket edimini yerine getirmediğinden kredi sözleşmenin feshedilerek takip başlatıldığı, davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin davalının kefalet borçlarını kapsamadığı, tahsilde tekerrür olmaması nedeniyle davalı hakkında icra takibinde bulunulabileceği, bozmadan sonra tanzim ettirilen 11.01.2018 tarihli bilirkişi raporuyla davacının davalıdan talep edebileceği asıl alacak tutarının 524.974,46 TL olarak tespit edildiği, bozmadan önce asıl alacak miktarının 541.168,77 TL olarak tespit edildiği, ancak davalı tarafca kararın temyiz edilmemesi üzerine bu miktar davalı aleyhine kesinleştiğinden,
Yargıtay bozma ilamı sonrası davacı lehine kesinleşen asıl alacak miktarı ve 11.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının davacı bankaya 541.168,77 TL asıl alacak, 95.443,82 TL işlemiş faiz, 4.772,19 TL BSMV, 8,00 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 641.392,78 TL borçlu olduğu tespit edildiğinden, davanın kısmen kabulüne, itirazın bu miktar üzerinden iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle dosyadaki bilirkişi raporuna göre 606.037,50 TL asıl alacağı talep etme hakkı olan bankanın 541.168,77 TL tutar üzerinden takip başlatmış olmasına ve temyiz itirazına konu olan hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasında uygulanması gereken akdi faizin de asıl alacak kalemlerine eklenmesi gerektiği, bu durumun talepte gözönüne alınarak sonuca etkili bulunmamış olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.