Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3833 E. 2021/2853 K. 24.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3833
KARAR NO : 2021/2853
KARAR TARİHİ : 24.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.07.2019 tarih ve 2019/193- 2019/185 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde mesul müdür olarak çalıştığını ve işyerinin dava dışı …’e devredildiğini, …’den alınan 15.11.2007 tanzim tarihli, 17.600,00 TL bedelli teminat senedini kendisinin de davalının baskısı ile kefil olarak imzaladığını, senedin takibe konulduğunu ileri sürerek, davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kiracı olarak işlettiği işyerinin aslında davacıya devredildiğini, ancak bunu devir şeklinde değil de davacıya noterden düzenlenen mesul müdürlük vermek şeklinde gösterildiğini, senedin teminat senedi olmadığını, dava dışı …’in borçlu, davacının da kefil olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davanın icra takibine konu bonodan dolayı İİK’nın 72. maddesine göre açılmış menfi tespit istemine ilişkin olduğu, bonoda davacı aval veren konumunda olduğu, TTK’nın 702/2. maddesi “aval veren kişi teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” hükmüne göre davacının takibe konu senetten (bono) dolayı aval veren kişi olması ve taahhüdünün geçerli olması nedeniyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.