Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3847 E. 2021/5128 K. 16.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3847
KARAR NO : 2021/5128
KARAR TARİHİ : 16.06.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.09.2019 tarih ve 2019/196-2019/474sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Çenesuyu AŞ’nin piyasaya çıktığı 2002 yılından, sözleşmesinin feshedildiği 2010 yılına kadar anabayisi olduğunu, davacının çalışmaları sonucunda Çenesuyu markasının tanınan bir marka haline geldiğini, davalının 2008 yılı Nisan ayından sonra davacının bölgesinde davacının onayı olmadan yeni bayilikler vererek sözleşmeye aykırı davranmaya başladığını, bu bayilere davacıya tanınandan daha fazla avantajlar tanıdığını, bu nedenle davacının kendi bayilerine karşı güvenilmez tacir durumuna düştüğünü, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/79 esas sayılı dosyasında davacı lehine 46.990,55 TL maddi tazminata karar verildiğini, bu dava devam ederken davalı tarafından ihtarname ile sözleşmesinin uzatılmayacağını bildirdiğini, davalının yapmış olduğu bu fesih ihtarının haksız olduğunu ileri sürerek, haksız fesih nedeniyle belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL müspet zarar, 5.000,00 TL maliyetleri karşılanmayan yatırım gideri tazminatı, 10.000,00 TL portföy tazminatı ve 30.000.-TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, 02/12/2014 tarihli dilekçesiyle nihai talebini 12.847,90 TL müspet zarar ve 389.864,40 TL portföy tazminatı olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davacının su dağıtım organizasyonunda sorunlar yaşadığını, bu durumunu Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/79 esas sayılı dosyasında dinlenilen tanık beyanları ile sabit olduğunu, davacının davalının marka değerine katkı sağlayıcı faaliyetleri olmadığını, davacıya 2007 yılında aksaklıklara ilişkin uyarı yazıları yazıldığını, bayilerden gelen şikayetlerin bildirildiğini, bu hususlar davacının su dağıtım işini iyi yapamadığını gösterdiğini, davacının hiçbir tanıtım işi yapmadığını bunun da sözleşmenin davacı tarafından ihlal edildiğinin göstergesi olduğunu, davacının talep ettiği tazminatın hukukumuzda yeri olmadığını ve şartları gerçekleşmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu, davalı tarafça 11.12.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmenin yenilenmeyeceğinin davacı tarafa ihtar edildiği, sözleşme hükümleri gereği yılın sonunda sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olacağı, bu durumda haksız fesihten söz edilemeyeceği gerekçesiyle ana bayilik sözleşmesinin haksız surette feshedildiğinin tespiti istemine ilişkin talebinin reddine, portföy tazminatı dışındaki diğer maddi tazminat taleplerinin reddine, davacının maliyetleri karşılanamayan yatırımlar yönünden olan tazminat talebi bakımından tazminat gerektirecek deliller sunulmadığından ispat edilemeyen talebin reddine, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle manevi tazminat isteminin yasal şartları oluşmadığından reddine, portföy tazminatı bakımından ise davacının markanın tanınırlığını artırdığı, davalı firmanın yeni bir firma olması yanında piyasaya her gün yeni firmaların girmesi karşısında sektördeki kârlılık durumu, tarafların gelir durumlarına göre hakkaniyete uygun bir miktarın denkleştirme olarak net gelir üzerinden 185.989,34 TL tazminata karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 9.528,69 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 16.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.