YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3865
KARAR NO : 2021/2454
KARAR TARİHİ : 15.03.2021
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 8. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.07.2019 tarih ve 2019/62 E. – 2019/344 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan kredi kartı üyelik sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kartları verildiğini, davalı kredi kartlarının borcunun zamanında ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kredi kartı sözleşmelerinin belirli süreli sözleşme olmaması nedeniyle ihtarnamenin temerrüt tarihi açısından önem arz ettiği ancak takip tarihinde bütün kredi kartı alacağının muaccel olmuş sayılması gerektiği, kredi kartı alacağında 5464 sayılı Kanun’da belirtilen faiz oranlarının uygulanması gerektiği, icra takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalıdan (taleple bağlı kalınarak) 23.890,44 TL asıl alacak olmak üzere toplam 23.972,80 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 23.890,44 TL asıl alacak olmak üzere toplam 23.972,80 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 30,24 oranında temerrüt faizi, % 5 BMSV uygulanmasına karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2019 yılı için 3.200,00 TL’dir. Mahkeme kararında davacının kabul edilmeyen talep tutarının 373,71 TL olduğu ve yukarıda yazılı madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 1.631,96 TL ilam harcı ile 292,10 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.