Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/388 E. 2020/4262 K. 20.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/388
KARAR NO : 2020/4262
KARAR TARİHİ : 20.10.2020

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.10.2019 tarih ve 2018/497 E. -2019/874 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı …Ş vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 32.970 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin … A.Ş personelinin teşvik ve yönlendirmesi üzerine … Şubesi vasıtasıyla off-shore hesabına 13.12.1999 tarihinde %80 faiz oranı üzerinden 14.250,00 TL yatırdığını, bankaya el konulunca mevduatın çekilemediğini ileri sürerek 14.250,00 TL’nin vade sonuna kadar %80 faiz, vade sonundan itibaren akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı …Ş vekili, davanın TMSF ve OYAK’a ihbar edilmesini ve davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil TMSF vekili, fer’i müdahale talebinde bulunduklarını, banka ile … Off Shore Ltd.’nin farklı tüzel kişiliklere sahip kuruluşlar olduğundan bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacının bilgisi dışında işlem yapılması ve yanıltılmasının söz konusu olmadığını, davacının kendisinden beklenen özeni göstermemesi nedeniyle riske girmesinden bankanın sorumlu tutulamayacağını, Yurt Security Off-Shore Bank Ltd. nezdindeki mevduatlar için bankanın herhangi bir garantisinin bulunmadığını, bankanın vekalet görevini yerine getirdiğini, davacının hesap cüzdanı aldıktan sonra itirazda bulunmadığını ve davacının havale ettiği tutarın 13.000.- TL olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Fer’i müdahil OYAK vekili, müvekkili kurumun davalı bankanın borçlarını üstlenmediğini, davanın asıl muhatap olan TMSF’ye tevcih edilmesini, bu talebinin kabul edilmemesi halinde ileride müvekkil kurumun hak kaybına ve zarara uğramasına önlemek üzere davaya davalı yan yanında fer’i müdahil olarak katılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; güven kurumu olarak faaliyet gösteren davalı bankanın müşterisi olan davacıyı bu durumu bilerek off-shore’a yönlendirdiği ve kendisine havale görünümlü mevduat temin ettiği, Yurtbank A.Ş’ye 21/12/1999 tarihinde el konulduğu, davacının yatırdığı paraya karşılık ödeme yapıldığına dair herhangi bir makbuz veya belgeye rastlanmadığı, davacının alacağının zamanaşımına uğramadığı, bilirkişi tarafından hesaplanan davacı alacağından davalının sorumlu olduğu davacı …’in 02/04/2018 tarihinde vefat ettiği; yasal mirasçıların davacı sıfatını kazandığı gerekçeleriyle husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süreye dair itirazların reddine davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı …Ş vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir. 
I- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa’nın 3/1-k bendinde “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” tüketici, 3/1-l bendinde ise “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem” tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemlerle ilgili diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi, 6502 sayılı Yasa’nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilerek, maddenin özel hüküm niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. 6502 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesinde yasanın yürürlüğü sonrası açılacak davalarda usul kurallarının derhal uygulanması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, 18.04.2014 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada, 09.07.2018 tarihinde tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve karar temyiz edilmeksizin 07.09.2018 tarihinde kesinleşmiş, davaya tüketici mahkmesinde devam olunarak davanın esası hakkında hüküm tesis edilmiştir. Ancak, davanın açıldığı tarih ve 6502 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesi dikkate alındığında, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda HMK’nın 1. maddesi uyarınca görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetileceği gibi, temyiz edilmeksizin kesinleşen asliye ticaret mahkemesi kararının tüketici mahkmesini bağlamayacağı hususu da gözden kaçırılarak işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
II- Bozma sebep ve şekline göre davalı ve fer’i müdahil TMSF vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın res’en BOZULMASINA, (II) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekili ile davalının yanında feri müdahil olarak davaya katılan TMSF vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı …Ş’ye iadesine, 20.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.