Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3912 E. 2021/4089 K. 26.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3912
KARAR NO : 2021/4089
KARAR TARİHİ : 26.04.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.09.2019 tarih ve 2019/147-2019/426 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile davadışı … arasında 25.07.2005 tarihli araç ön satış sözleşmesinin imzalandığını, alıcı …’in 35.500 TL bedelli 5 adet çek ile araç bedelini ödemeyi yükümlendiğini, ayrıca davacının avalist olduğu takip konusu bononun da teminat olarak satıcı davalıya verildiğini, ancak sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, tarafların aldıklarını iade etmelerinin gerektiğini, bononun bedelsiz olduğunu belirterek takip konusu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile %40’tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu yapılan takip ve takibin dayanağı bono ile araç ön satış sözleşmesinin bir ilgisinin olmadığını, davacının sözleşmenin tarafı olmadığını, bononun bedelsiz olduğu iddiasında bulunamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, araç satış sözleşmesinde davacının taraf olmaması , davacının dava konusu bonoyu avalist sıfatıyla imzalaması, Türk Ticaret Kanununun 702/2 maddesine göre “aval veren kişinin teminat altına aldığı borç , şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu ” hükmü karşısında avalistin senetteki şekil eksikliği dışında asıl borçlu ile lehdar arasındaki ilişkiden dolayı menfi tespit talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.