Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3956 E. 2021/5129 K. 16.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3956
KARAR NO : 2021/5129
KARAR TARİHİ : 16.06.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İnegöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.10.2019 tarih ve 2017/72 E. – 2019/290 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Zümrüttaş Mad.İnş. Mob. San. Tic. Ltd. Şti arasında akdedilen kredi sözleşmeleri gereği dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davalının kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalaması nedeniyle borçtan sorumlu hale geldiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının kat edilerek borçlulara tebliğ edildiğini ve asıl borçlu ve ipotek verenler aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, ayrıca davalının da aralarında bulunduğu kefiller aleyhine de ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, davaya konu kredi sözleşmesinin kefalet rakamlarının sonradan doldurulduğunu, davalının imzalamış olduğu 04.03.2005 tarihli sözleşmeye bağlı kredilerin tamamının ödenip kapatıldığını, kredi sözleşmesinde açığa alınmış ve üzeri yazılı olmayan limit zeyilnameleri olup, kefaletin bu nedenle geçersiz olduğunu, davacı bankaca talep edilen kredilerin tamamının 30.11.2006 tarihinden sonra açılan kredi sözleşmelerine dayanarak kullandırılan krediler olduğunu, dolayısıyla sonradan imzalanan kredi sözleşmelerinde davalı imzasının olmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı …’ün kefalet sorumluluğunun kefil olarak imzasının bulunduğu 04.03.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında 87.500,00.- TL kefalet limiti ile sınırlı olduğu, sözleşmenin imzalanma tarihinden sonra yeni sözleşme ile yeni kefil alınma tarihine kadar kullandırılan kredilerin tamamının kapatıldığı, takip talebine konu alacak kalemlerinin tamamının sonraki tarihte imzalanmış olan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerden kaynakllandığı, sözleşmeler arasında hukuki – fiili bağlantı bulunmadığı, limit artırımı işlemi uygulanmadığı dolayısıyla davalı …’ün tüm ve takibe konu alacak kalemleri yönünden kefalet sorumluluğunun sona erdiği, davacı bankaya borcu kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı, davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı Banka’dan harç alınmasına yer olmadığına, 16.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.