Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3984 E. 2021/3608 K. 13.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3984
KARAR NO : 2021/3608
KARAR TARİHİ : 13.04.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14.05.2019 tarih ve 2019/42-2019/213 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı hakkında temlik eden Türkiye İş Bankası A.Ş. tarafından 282.609,84 TL tutarında icra takibi başlatıldığını, ancak davacının böyle bir borcunun bulunmadığını, davalı şirketin bu dosyayı Türkiye İş Bankası A.Ş.’den 27.05.2016 tarihinde temlik aldığını, ancak temlikten önce davacının Türkiye İş Bankası A.Ş. tarafından 06.12.2012 tarihinde ibra edildiğini belirterek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının durumu öğrendikten sonra hacizleri kaldırdığını, davacının bir zararının olmadığını ve dava açmakta da hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddi ile tazminat istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı her ne kadar kötü niyet tazminatı talep etmiş ise de, menfi tespit davasını kazanan borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için, davalı alacaklının yaptığı icra takibinin haksız bulunmasının tek başına yeterli olmadığı, bundan başka İİK. M.72/5’te açıkça yazılı olduğu üzere bu icra takibinin “kötü niyetle yapılmış olduğunun” da ispat edilmesi gerektiği, icra takibinin kötü niyetle yapıldığı ispat edilemezse, davalı alacaklı kötü niyet tazminatına mahkum edilemeyeceği, davalı alacaklının icra takibini başlatırken İİK m.72/5 manasında kötü niyetli olmadığı, davalının takip yapmasının tek başına kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği, davalının işbu icra takibini başlatmakta kötü niyetli olduğunun davacı tarafça somut, kesin ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı da dikkate alındığında davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi şartları gerçekleşmediği gerekçesiyle davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, kesinleşen menfi tespit talebine yönelik karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.