Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3996 E. 2021/3365 K. 06.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3996
KARAR NO : 2021/3365
KARAR TARİHİ : 06.04.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.07.2019 tarih ve 2019/292-2019/647 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı alacaklı şirket ile dava dışı Gastro Yiyecek….Ltd.Şti. arasında 15.10.2007 tarihli Satış Noktası Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye dava dışı …’ın kefil olduğunu, sözleşmedeki cezai şart gereğince 250.000 USD meblağlı bono alındığını, bu bonoda da davacının imzasının bulunduğunu, davacının satış sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi sözleşmede de imzasının bulunmadığını, davacı aleyhine Ankara 9. İcra Müdürlüğü’nün 2009/18970 sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığını, takip dayanağı senedin, davalı tarafın haksız ve satış sözleşmesine aykırı şekilde doldurulduğunu, davacının aracının icra kanalıyla 30.000,00 TL’ye satıldığını belirterek davacının takip dayanağı senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, aracının icra kanalıyla satılması sonucu tahsil edilen 30.000,00 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, davalının %40’tan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Gastro Yiyecek İçecek Gıda ve Turizm Ltd. Şti.’nin ortağı olduğunu ve söz konusu senedi kendi rızasıyla imzaladığını, kota dolmadan satış noktasının kapandığını, sözleşmenin genel şartlar 18. maddesinde sözleşmeye aykırılıkların düzenlendiğini belirterek davanın reddini, % 40 tazminatın karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davanın bonodan kaynaklanan menfi tespit davası olup, davacının dava konusu bonoda aval veren konumunda olduğu, 6102 sayılı TTK’nın 702/2 maddesi uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı, şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulamayacağının düzenlendiği, menfi tespit talebinin şekle ait noksana ilişkin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.