Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4106 E. 2021/4643 K. 01.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4106
KARAR NO : 2021/4643
KARAR TARİHİ : 01.06.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.11.2018 tarih ve 2018/152-2018/532 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket ile davalı arasında 2008 yılından bu yana süre gelen ticari ilişki sebebiyle davalıya emtia satıldığını, bakım, onarım hizmeti verildiğini ve hizmet sebebiyle davacı şirketin davalıdan 118.365,13 TL alacak hakkı olduğunu, alacağın tahsili için yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, dava konusu alacağın temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu borcu kabul ettiklerini, ancak borç inkar edilmediğinden bütçe imkanlarına göre ödenebildiğini, davacının dava açmakta hukuki menfaati olmadığını belirterek davanın usulden reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bozmadan önce yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükmün bozma ilamında da belirtildiği şekilde kesinleştiği, 6100 sayılı HMK’nın 305/2. maddesi gereğince ek kararın iptali ile hükmün düzeltilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle mahkemenin 03.07.2014 tarih, 2013/560 Esas 2014/368 Karar sayılı ilamı daha önce kesinleştiğinden, bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, mahkemenin 09.03.2015 tarih, 2013/560 Esas 2014/368 Karar sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına, mahkemenin 03.07.2014 tarih, 2013/560 Esas 2014/368 Karar sayılı ilamın başlık kısmındaki dava tarihinin “02.05.2013” olarak ve hüküm kısmının 4. maddesinin ise “alınması gereken 8.085,52 TL nispi karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 6.064,12 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili 02.03.2015 tarihli dilekçesi ile kesinleşen Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 03.07.2014 tarihli, 2013/560 Esas, 2014/368 sayılı kararındaki dava tarihinin ve harcın davacıdan tahsiline ilişkin bendin tavzih yolu ile düzeltilmesini talep etmiş ve mahkemece 09.03.2015 tarihli ek karar ile davacının tavzih talebi tamamen kabul edilmiştir. Ancak kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 17.05.2017 tarihli, 2016/13822 Esas, 2017/3905 Karar sayılı bozma ilamı ile harç sorumluluğunun değiştirilmesine yol açacak şekilde tavzih kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle verilen karar bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyulmasından sonra, bozma ilamı gereğince işlem yapılması gerekirken mahkemece yeniden tavzih talebinin tamamen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 01.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.