Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4195 E. 2022/64 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4195
KARAR NO : 2022/64
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.12.2019 tarih ve 2018/736 E. – 2019/1072 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 18.09.2010 başlangıç tarihli 5 yıllık bayilik sözleşmesinin davalı tarafından Rekabet Kurumu kararları gerekçe gösterilerek 12.05.2013 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan cezai şart, kâr mahrumiyeti alacağının bulunduğunu ileri sürerek, 50.000 USD cezai şartın dava tarihinden şimdilik 20.000.-TL kâr mahrumiyetinin 12.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında 12.05.2008 tarihinden itibaren 10 yıl süreli olarak akdedilmiş ve tapu kaydına da şerh edilmiş bulunan alt kira sözleşmesi bulunduğunu, muafiyetten yararlanma, süresinin Rekabet Kurulu kararlarına göre 5 yıl olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı feshinin bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin 5 yıllık süre sonunda kanunen ve kendiliğinden sona erdiğini, iddianın dayanağı protokolün, taraflar arasındaki dikey ilişkiyi kesintiye uğratarak 5 yıllık yeni bir ilişki kurulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davalı tarafından davacıya gönderilen …2. Noterliği’nin 09/04/2013 tarih ve 09501 yevmiye numaralı ihtarnamesi içeriğinden, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin başlangıcının 12/05/2008 tarihli alt kira sözleşmesi olarak kabul edildiği ve bu tarihten itibaren Rekabet Kurulu Kararı gereği işleyecek beş yıllık yasal sürenin dolduğu belirtilerek 13/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesinin sonlandırıldığı, Rekabet Kurulu kararlarına uygun şekilde akdedilen bayilik sözleşmesinin sona ermesi gereken sürenin 18/09/2015 tarihi olduğu, davalının Rekabet Kurulu kararlarını gerekçe gösterek 12/05/2008 tarihli alt kira sözleşmesi için beş yıllık sürenin dolduğundan bahisle ayrı bir sözleşme olan bayilik sözleşmesini süresinden önce feshetmesinin haksız fesih mahiyetinde olduğu, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinde, sözleşmenin bayi tarafından haksız feshi halinde, 50.000 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, kararlaştırılan ceza-i şart tutarının davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden 50.000 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız feshi sebebiyle davacının kâr mahrumiyeti talep hakkı bulunduğu, davacının alt kiracısı olduğu taşınmaza, sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafından yapılan müdahalenin men-i için açtığı davanın …1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/911 esas ve 2013/1215 karar sayılı ilamı ile kabul edilerek ilamın 04/06/2015 tarihinde infaz edildiği, bu tarih itibariyle davacının alt kiracısı olduğu istasyon tahliye edilerek davacıya teslim edildiğinden, davacının bu tarihten itibaren istasyonu işletebildiği, davalı tarafca sözleşmenin 12.05.2013 tarihinde feshedildiği, davalının istasyondan tahliyesi ile istasyonun tekrar davacıya verildiği tarihin ise 04/06/2015 tarihi olduğu, tahliye tarihinin bayilik sözleşmesinin sona ermesi gereken 18/09/2015 tarihinden önce olduğu, davacı istasyonu tahliye ile teslim aldığı tarihten itibaren yeniden işletme olanağına sahip olduğundan 12/05/2013-04/06/2015 tarihleri arası için kâr mahrumiyeti tutarının 147.286,21 TL olarak hesaplandığı, ancak taleple bağlı kalınarak 20.000.- TL kâr mahrumiyeti alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 12/05/2013 ve 18/09/2015 tarihleri arasındaki süreye ilişkin olarak kar mahrumiyeti isteminde bulunmuş, mahkemece, sözleşmenin fesih tarihi olan 12/05/2013 tarihi ile davacının istasyonu teslim aldığı 04/06/2015 tarihleri arası için yapılan hesaplamaya göre kâr mahrumiyetine hükmedilmiştir. Kâr mahrumiyeti, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshinden sonra aynı bölgede benzer bir bayilik bulup bulmadığı veya bulabileceği makul süre belirlenerek, brüt kâr değil, net kâr olarak hesaplanmalıdır. Kâr mahrumiyetinin bu ilkeler doğrultusunda tespiti gerekirken yeterli olmayan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.