Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4238 E. 2021/1393 K. 18.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4238
KARAR NO : 2021/1393
KARAR TARİHİ : 18.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.12.2017 gün ve 2014/1268 E. – 2017/856 K. sayılı kararı onayan Daire’nin 13.11.2019 gün ve 2018/2394 E. – 2019/5128 K. sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketle imzalanan İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ile diğer davalı … ile kurulan intifa hakkının, Rekabet Kurulunun resmi internet sitesinde yayımlanan 12.03.2009 tarihli akaryakıt sektörü ile ilgili gerek tebliği uyarınca sözleşmelerin 5 yılı aşan sürelerinin geçersiz kaldığını ileri sürerek, yasal zeminde ortadan kalkan intifa hakkı gereğince, petrol istasyonuna yapılan kalıcı teknik yatırımların işlememiş süreye karşılık gelen kısmının faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya zamanaşımı def’inde bulunmuş ve esas yönden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nce onanmasına karar verilmiştir.
Bu kez davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 31,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 18.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Dairemizin (kapatılan 19. H.D.) 11.02.2014 gün 2013/5318 esas, 2014/2704 karar sayılı bozma ilamında “… mahkemece mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile, davacı yanca iddia edilen kalıcı yatırımların taşınmaz üzerinde yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akdin feshinden sonra da davalı yanın aynı kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam edip etmediği, bir başka deyişle anılan kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığı tespit edilerek, şayet bu yatırımların taşınmaza değer kattığının yani davalı yanın, yapılan kalıcı yatırımları kullanarak ticaretine devam ettiğinin saptanması halinde bunun davacı tarafça talep edilebileceği gözetilerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi” gerektiğine işaret edilmiş,
Yerel mahkemece bozmaya uyularak mahallinde yapılan keşif sonucunda “mevcut istasyonda davacı tarafa ait değerlemeye esas olacak herhangi bir makine, teçhizat veya ekipman tespit edilemediği” mütalaa edilmiş,
Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairenin 13.11.2019 gün ve 2018/2394 esas, 2019/5128 karar sayılı kararı ile yerel mahkeme kararı onanmış, davacı vekilinin karar düzeltme istemi sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile red edilmiştir.
Sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Davalı şirket tarafından, davacıya 30.11.2008 tarihli ve konusu “istasyon geliştirme ve iyileştirme bedeli” olarak düzenlenmiş KDV dahil 302.271.75 TL tutarlı faturaya istinaden davacı tarafından davalı şirkete ödeme yapıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Yapılan keşifte bilirkişilerce, değerlemeye esas olacak herhangi bir tesis tespit edilememiştir.
Oysa, sözleşme gereğince davalı şirket, tahsil ettiği 302.271.75 TL tutarında tesisi, istasyon üzerine yapmak zorunda olup, bu tesislerin davalı tarafından yapıldığı ispat edilememiştir.
Bu halde taraf defterleri üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılarak ispat külfeti kendisine düşen davalının, tahsil ettiği paradan, ne miktarını hangi tesisler için sarf ettiğinin belirlenerek sonucuna hüküm tesisi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde yerel mahkemece davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru değildir.
Diğer taraftan, bozma gerekçesi olarak açıklanan bu husus, 13.11.2019 tarihli Daire onama ilamında açıklananın aksine, bozma dışında kalarak kesinleşmişte değildir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onama ilamının kaldırılarak 14.12.2017 tarihli yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar düzeltme isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.