Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4347 E. 2021/6260 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4347
KARAR NO : 2021/6260
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.06.2018 tarih ve 2017/204 E- 2018/449 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-usulden reddine-kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.07.2019 tarih ve 2018/2094 E- 2019/1392 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2016/4306 Esas sayılı dosyasındaki takipte talep edilen faizin fahiş hesaplandığını, alacaklının yabancı para cinsinden düzenlenen bonoya dayalı takipte seçimlik hakkını Türk Lirası cinsinden kullandığını ileri sürerek, alacağını Türk Lirası olarak talep ettiğinin tespiti ile tüm takipteki asıl alacak ve fer’ilerinin hesaplamasının Türk Lirası cinsinden yapılması ile fazla talep edilen kısım ile ilgili müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, mahkemece bu talebin yerinde görülmemesi halinde takip talebinde alacağın döviz olarak talep edildiği kabulünde ise bu alacağın 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi ile açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz ödeneceği kabul edilerek yapılan hesaplama sonucunda takipte fahiş ve fazla talep edilen kısmın tespiti ile davacının tespit edilecek bu kısım için borçlu olmadığına, her iki durumda da davalı alacaklının takip tarihine kadar talep ettiği işlemiş faiz hesabına esas alınan faiz oranını göstermemesi nedeniyle işlemiş faiz istenmemiş olduğunun da tespiti ile kötüniyetli takip nedeniyle davacı aleyhine % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip konusu bonolarda vade tarihinin 30.08.2015 tatil günü olduğundan bir sonraki iş günü olan 31.08.2015 tarihine göre efektif alış değeri 2,91 TL olduğu halde 26.04.2016 tarihinde geçerli olan 2,83 TL üzerinden hesaplama yapıldığını, davacının ileri sürdüğü şekilde fahiş faiz talep edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacağını takibe konu ederken takip öncesi işlemiş faiz talebini ve takipten sonra asıl alacağa işleyecek faiz oranını yıllık % 10,50 avans faiz oranı olarak belirlemek suretiyle fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden tahsilini talep ettiğinden takip konusu alacağın tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirildiği ve 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o para birimi için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz isteyebileceği, buna göre davacının takip tarihine kadar isteyebileceği işlemiş faizin 13.095,89 USD olduğu, fazla talep edilen 56.232,88 USD işlemiş faiz kısmından davacının borçlu olmadığı kabul edilerek bu tutara yönelik menfi tespit isteminin kabulüne, takip sonrası için uygulanacak faiz yönünden 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca yıllık % 2 döviz yasal faizi üzerinde kalan kısım yönünden de davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının alacaklının takipte seçimlik hakkını TL cinsinden talep ettiğini tespitine yönelik talebinin reddine, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, takip sonrası işleyecek faiz yönünden davalı alacaklının alacağını yabancı para üzerinden talep etmiş olduğu, yabancı para üzerinden takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının bir yıl vadeli USD mevduatına uyguladığı en yüksek faiz oranları uygulanmak suretiyle faiz uygulanması gerektiği, davacının bu oranın üzerinde kalan faiz oranı nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince takip dayanağı bonoların vade tarihi itibari ile uygulanan faiz oranıyla sınırlı olacak şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, diğer hususlar bağlamında kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf isteminin gerekçesiz olduğu gerekçesi ile usulden reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne, davacının davasını davalı alacaklının takipte seçimlik hakkını TL cinsinden talep ettiğinin tespiti ile takip konusu asıl alacak ve fer’ilerinin TL’ye göre hesaplanması ile fazla talep edilen tutarın tespiti ve bu kısımla ilgili davacının borçlu olmadığına karar verilmesi yönündeki talebin reddine, Antalya 9. İcra Müdürlüğü’nün 2016/4306 Esas sayılı dosyasında takip konusu işlemiş faiz alacağının 56.232,88 USD’lik kısmından davacının borçlu olmadığının tespitine, takipten sonra işleyecek faiz yönünden davacının 3095 sayılı Yasa’nın 4/a. maddesi uyarınca USD cinsinden bir yıllık mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinde kalan faiz oranı ile ilgili davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı vekilinin katılma yoluyla temyizi hakkında, eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve davacının 407.000,00 TL üzerinden dava açmış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takip dayanağı borcun fer’ilerine ilişkin menfi tespit davasıdır.
Takip talebinde alacaklı davalı, takip tarihinden sonrası için asıl alacağa %10,5 oranında faiz uygulanmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince takipten sonra işleyecek faiz bakımından 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca %2’lik faiz uygulanmasına karar verilmiş olup, bu karar davalı tarafça istinaf edilmediğinden, faiz oranı bakımından davacı lehine kazanılmış hak oluşmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, %2’lik faiz oranının vade tarihi ile takip tarihi arasında sınırlandırılarak tespit edildiği, takipten sonra uygulanacak oranın hükümde belirtildiği gerekçesiyle karar kaldırılarak, davacının 3095 sayılı Yasa’nın 4/a. maddesi uyarınca USD cinsinden bir yıllık mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanan faiz üzerinde kalan kısım bakımından borçlu olmadığına karar verilmiştir.
Ancak yukarıda da izah edildiği üzere, faiz oranı bakımından davacının kazanılmış hakkı gözetilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmının 4. maddesinin a bendinin 4. paragrafındaki “en yüksek faiz oranı” ibaresinden sonra “ve her halükarda %2 faiz oranının” ibaresinin eklenmesine ve hükmün DÜZELTEREK ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.