YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/436
KARAR NO : 2020/4384
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.09.2019 tarih ve 2019/337- 2019/355 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı şirket vekili ve davalı kurum vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “BİM” esas ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “BİMSA” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2014/78729 sayılı başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın YİDK’nın 2016-M-78729 sayılı kararıyla reddedildiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, müvekkili şirketin 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 8/5 maddeleri kapsamında hak sahibi olduğunu, “BİM” ibaresinin müvekkil şirketin aynı zamanda ticaret unvanı olduğunu ileri sürerek, davalı YİDK’nın 2016-M-78729 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde diğer başvuru markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, başvuru markası ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini, 556 sayılı KHK’nın 8/3, 4 ve 5 maddesindeki koşulların mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin Türkiye’nin en büyük topluluklarından biri olan … Topluluğu’na bağlı şirketleri temsil eden ana şirket olduğunu, müvekkilinin 1967 senesinden bu yana … isminin ilk hecesi olan “SA” ekli şirket isimleri ve markaları ile tanındığını, “SA” ekli markaların hangi mal/hizmet grubunda olduğu fark etmeksizin müvekkili şirket ile özdeşleştirildiği, müvekkilinin iştiraklerinden biri olan Bimsa Uluslararası İş ve Bilgi Yönetimi Sistemleri A.Ş.’nin, bilişim alanında Türkiye’nin öncü ve en bilinen kuruluşları arasında yer aldığını, dava konusu 2014/78729 sayılı “BİMSA” ibareli markanın da bu şirket tarafından bilişim sektöründe kullanıldığını, uzun yıllardır “BİMSA” ibaresinin ticaret unvanı içerisinde markasal olarak, bilişim sektöründe kullanıldığını, başvuru markası ile davacının itirazına gerekçe markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının müvekkilinin markasından haberdar olduğunu, markaların uzun süreden bu yana karıştırılmadan kullanıldığından bu aşamada hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, bozma ilamı doğrultusunda davanın kabulüne, TPMK YİDK’nun 2016-M-3105 sayılı kararının iptaline, 2014/78729 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ve davalı kurum vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı şirket vekili ve davalı kurum vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekili ve davalı kurum vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.