Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4397 E. 2021/2733 K. 22.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4397
KARAR NO : 2021/2733
KARAR TARİHİ : 22.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.11.2017 tarih ve 2016/1576 E. – 2017/889 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine – yapılmamış sayılmasına dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.03.2019 tarih ve 2018/881 E. – 2019/333 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.12.2019 tarihli ek karar ile süresinde temyiz harçları yatırılmadığından davalıların temyizi yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerinde davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlu tarafından kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılara hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödenmeyen borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafından takip şartları oluşmadan takip yapıldığını, bileşik faize yol açacak şekilde hesaplama yapıldığını, talep edilen temerrüt faizi oranının fahiş olduğunu, davalılardan…’in iki adet taşınmazını kredi kullanan şirketin borcuna ilişkin ipotek bedeli ve kefillik sınırı ile bağlı kalmak kaydıyla ipotek ettirdiğini, davacı tarafından davalı … aleyhine aynı zamanda ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla da takip yapıldığını ve dava konusu takibin mükerrer olduğunu belirterek, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

-/-

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı asıl borçlu şirketten 858.560,47 TL’si asıl alacak, 3.863,52 TL’si işlemiş faiz, 193,18 TL’si BSMV ve 364,59 TL’si noter ihtar masrafı olmak üzere toplam 862.981,75 TL alacaklı olduğu, davalıların dava dışı asıl borçlu şirketin davacı bankaya karşı borçlarına müteselsil kefil olduğu, kefalet limitlerinin 800.000,00 TL olduğu ve davacının davalılar hakkında kefalet limiti miktarı üzerinden ilamsız takip başlattığı, davalılardan …’in 800.000,00 TL üzerinden davacıya borçlu olduğu, diğer davalı kefil…’in ise kendisine ait taşınmazını gerek asıl borçlu şirketin gerekse kendisinin davacı bankaya karşı doğmuş, doğacak tüm borçlarını karşılamak ve teminatını teşkil etmek üzere 110.000,00 TL üzerinden ipotek ettirdiğini, ipotek sözleşmesinde tüm borçlar denildiğinden borcun içine davalı kefilin kendi kefaletinden doğmuş borçlarının da dahil olması, teminat verdiği taşınmaz ipotek miktarı olan 110.000,00 TL’yi aşan yani üzerindeki borç miktarı kadar borçlu ve sorumlu olması nedeniyle 110.000,00 TL’nin toplam borçlu olduğu yani kefalet limiti miktarı olan 800.000,00 TL’den mahsubu ile aşan kısım olan 690.000,00 TL üzerinden borçlu ve sorumlu olduğu, davacı aynı alacakla ilgili Kayseri 7. İcra Müdürlüğü’nün 2016/12444 Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de başlattığından ve davalı kefil… yönünden de 800.000,00 TL kefalet limitinin tamamı üzerinden takip başlatarak aynı miktar yönünden itirazın iptalini talep ve dava ettiğinden davacı bankanın davalı kefil… yönünden ipotek bedeli yönünden itirazın iptali talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı … yönünden kabulüne, takibin 800.000,00 TL üzerinden devamına, diğer davalı … yönünden kısmen kabulüne, takibin 690.000,00 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatına ve kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; dava dışı asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinde her iki davalının müteselsil kefil olduğu, ayrıca davalı … kendi adına kayıtlı taşınmazı 110.000,00 TL limitle davacı banka lehine ipotek verildiği, her iki davalının kefalet limiti 800.000,00 TL olduğu, takibin 885.959,63 TL alacak üzerinden takip yapılmasına rağmen her iki borçlunun kefalet limitinin 800.000,00 TL olması nedeniyle bu miktar üzerinden sorumluluklarının bulunduğu belirtildiği, davada da dava değeri 800.000,00 TL gösterilerek bu bedel üzerinden harç yatırıldığı, davalı … ‘in ipoteği kendisine ait tüm borçları da kapsayacak şekilde, genel kredi sözleşmesindeki kefaletini de kapsayacak şekilde 110.000,00 TL limitle düzenlenmiş olduğundan, 800.000,00 TL’den 110.000,00 TL ipotek bedelinin İİK’nın 45. maddesi gereğince Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2016/12444 Esas sayılı takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmakla bu bedelin düşülmesi sonucu davalı kefil…’in 690.000,00 TL üzerinden, diğer davalı …’in ise kefalet limiti olan 800.000,00 TL üzerinden takip tarihi itibariyle sorumlu olduğu ve miktarlar yönünden yapılan itirazın iptali ile takibin devamına yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalılar yönünden ise, usulüne uygun düzenlenen ve tebliğ edilen muhtıra ile belirlenen eksik nispi istinaf karar harcı davalılarca tamamlanmadığından HMK’nın 344 ve 346. maddeleri uyarınca davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve katılma yoluyla da davalılar vekili temyiz etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 20.12.2019 tarihli ek kararıyla süresinde temyiz harçlarının yatırılmaması sebebiyle davalıların katılma yoluyla temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu karar davalılar vekiline tebliğ edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.