Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4414 E. 2021/6372 K. 18.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4414
KARAR NO : 2021/6372
KARAR TARİHİ : 18.11.2021

MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.01.2018 tarih ve 2015-835/38 sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.10.2019 tarih ve 2018-1183/1173 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 04/02/2014 tarihinde yapılan sözleşme ile davalı taraf ile Bursa ili Karacabey İlçesi Sultaniye Köyü adresinde bulunan taşınmaz ve taşınmazın üzerinde kurulu demirbaş ve eklerinin satışı konusunda anlaştıklarını, davacının kendi edimi olan parayı karşı tarafa ödediğini, davalı tarafın sözleşmede yer alan taşınmazı teslim ettiğini, ancak sözleşmeye konu ekli listede belirtilen bir kısım malzemenin teslimi edimini yerine getirmediğini, bu malzemelerin güncel fiyatının toplam 26.500.- TL ve 68.000 Euro değerinde olan 7 maddelik malzeme listesi olduğunu, bunun akabinde noter kanalıyla davalıya ihtarname gönderdiklerini, ancak herhangi bir sonuç alınamadığını, bu nedenle TBK kapsamında davalının davacının zararını karşılamasının gerektiğini belirterek, 04/02/2014 tarihli sözleşmeye göre teslimi gereken ancak teslim edilmeyen malzemenin aynen ifasına veya eksik malzeme bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini, davacıya geç teslim edilmesinden veya hiç teslim edilmemesinden kaynaklanan zararlarının tespitinin yapılmasını ve davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama süresince tespit edilecek diğer zararların davalı tarafından giderilmesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak olan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalı firmadan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, belirli olan alacak istemine ilişkin kısmi dava açılamayacağını belirterek, esasa ilişkin ise, davacının tespiti üzerine, satılan tesisle ilgili teknik malzeme, yedekleri ve demirbaşlarının detaylı faturalarının hazırlanarak davacıya gönderildiğini, davacının bu faturalara herhangi bir itirazının bulunmadığını, davalının yalnızca satış sözleşmenin dışında kalan küp domates hattının teknik malzemesi ve kendisine ait gerekli demirbaşları aldığını, geri kalan tüm teknik malzemenin detaylı listesinin yapıldığını ve davacı ile paylaşıldığını, bu konuyla ilgili yazışmaların da sunulduğunu, davacının tapuda satış işlemlerinin tamamlanmasından hemen sonra tesisi teslim aldığını ve gerekli sayımları yaptıklarını, ayıp ihbar sürelerine de riayet edilmediğini, davacı tarafın teknik yetkilisi ile davalı şirketin yetkilisinin geniş kapsamlı listeler hazırlayarak tesisteki tüm teknik malzemenin, yedek parçalarının listelerini hazırladıklarını, ve paylaşım sağladıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamaya göre, TBK 207. maddesinin 2. Fıkrasında “sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı ayna ifa etmekle yükümlüdür” hükmünün düzenlendiğini, buna göre davalı tarafın kendi edimi olan satıma konu taşınmaz ve taşınmaz üzerindeki malzemelerin bedelin ödenmesini müteakip davacı tarafa teslim ettiğinin varsayılacağı, bu durumun aksini iddia eden davacının yazılı delil ile bu durumu ispat etmesi gerektiği, ancak davacının malların teslim edilmediği hususunu ispat edemediği gerekçesiyle ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamaya göre, ispat yükünün davacıda olduğunun mahkemece kabulünün isabetli olduğu, ayrıca TTK 23/c maddesi uyarınca davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirilmediği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18/11/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.