YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4426
KARAR NO : 2021/5608
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 31.10.2017 tarih ve 2016/849 E- 2017/850 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.10.2019 tarih ve 2018/8 E- 2019/3441 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıdan 22.10.2012 tarihinde satın alınan aracın 05.06.2016 tarihinde arızalandığını, 13.06.2016 tarihinde araçtaki arızanın servis tarafından tespit edildiğini, tespit edilen bu arızanın gizli ayıp niteliğinde olması ve üretimden kaynaklanması nedeniyle davalıya 20.06.2016 tarihinde noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, davalının ihtarnameye cevabında aracın garanti süresi dolduğundan davacının taleplerinin kabul edilmeyeceğinin bildirildiğini ileri sürerek, aracın geri alınarak yeni bir araçla değiştirilmesini veya yeni araç bedelinin davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ayıbı süresinde ihbar etmediğini, dava konusu araç davalıya 22.10.2012 tarihinde satılarak teslim edildiğini, aracın garanti süresinin de dolduğunu bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, aracın trafiğe çıkış tarihinin 16.10.2012 olduğu davanın ise 07/09/2016 tarihinde açıldığı, davacının garanti belgesini de ibraz edemediği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu aracın davalıdan 19.10.2012 tarihinde satın alındığı, gizli ayıptan kaynaklı olduğu iddia edilen arızanın 05.06.2016 tarihinde ortaya çıktığı, davanın ise 07.09.2016 tarihinde açıldığı, araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse bile TTK’nın 23/1. maddesinin yollamasıyla uyuşmazlıkta uygulanması gereken TBK’nın 231. maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle geçtiği, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20.09.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.