Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4433 E. 2021/5626 K. 21.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4433
KARAR NO : 2021/5626
KARAR TARİHİ : 21.09.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.11.2018 tarih ve 2017/178 E- 2018/708 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.11.2019 tarih ve 2019/451 E- 2019/2136 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı borçlu … Yapı Malz. Ltd. Şti. arasında 30/04/2015 tarihli davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu kredi sözleşmesi imzalandığını ve dava dışı borçlu şirketin bankadan kredi kullandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılara ihtarname gönderilerek hesabın kat edildiğini, hesap kat ihtarnamesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını, ancak davalıların itirazları ile takibin durdurulduğunu, davalıların itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, öte yandan asıl alacağa işletilen faizin de fahiş ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan Banka Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca; davalı kefillerin davacı bankaya karşı kefalet tutarından ve kendi temerrütlerinden sorumlu bulundukları, icra takip tarihi itibariyle nakdi alacak yönünde davalı borçlu …’ın davacı bankaya 325.697,83 TL asıl alacak 50.334,78 TL işlemiş faiz, 2.516,74 TL %5 gider vergisi olmak üzere toplam 378.549,35 TL de takipteki taleple bağlı kalınarak sorumluluğunun bulunduğu, diğer davalı kefiller … ve Uğur Arslan’ın da takip tarihi itibariyle sorumluluk tutarının 325.697,83 TL’den ibaret olduğu gerekçeleriyle, bu miktarlar yönünden davanın kısmen kabulü ile davalı borçluların borca yönelik itirazlarının kısmen iptaline karar verilmiştir
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kefilin çek bedellerinin depo edilmesinden sorumlu tutulabilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiği, dosya içerisindeki genel kredi sözleşmesine göre çek depo sorumluluğunun borçluya ait olduğu, sözleşmenin 3.3.1 maddesinde kefilin sorumluluğu düzenlenmiş olup bu maddede kefilin depo sorumluluğuna dair açık bir düzenleme mevcut olmadığı, genel kredi sözleşmesi uyarınca davacı bankanın çek bedellerinin depo edilmesini kefilden isteyebilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması gerektiğinden davacı tarafın bu yöndeki istinaf isteminin yerinde olmadığı, 09/12/2016 tarihli kat ihtarnamesinin davalılar … ve …’ın sözleşmedeki adreslerine gönderilmediği ve bila tebliğ de iade edildiğinin dosyada sabit olduğu, bu durumda kat ihtarnamesi sözleşmenin 5/3. maddesi uyarınca belirlenen adrese gönderilmediğinden bu davalıların takip tarihi itibariyle temerrütlerinin doğduğu yönündeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olduğu, kredi cari hesabın kat edildiği tarihe kadar sözleşmede kararlaştırılan akdi faiz, hesabın kat edildiği tarihte oluşan faizli alacak tutarına ise takip ve tahsil tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerektiği, kredi hesabının kat edildiği tarih itibariyle bilirkişilerce hesaplanan borç tutarı üzerinden temerrüt faizi ve gider vergisi vs. giderleri hesaplanırken gerek takip öncesinde gerek takip sonrasında ödemeler düşülmek suretiyle bulunacak borç bakiyesine karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun incelenmesinden, bilirkişi tarafından …’ın sorumlu olduğu borç miktarı hesaplanırken, cari kredi faiz oranı (akdi faiz) belirlenmiş, ancak temerrüt faizi belirlenirken akdi faiz oranının %100 fazlasının geçilemeyeceği dikkate alınmaksızın daha yüksek oranda temerrüt faizi hesaplandığı, temerrüt faiz oranı akdi faizin oranının %100’ünü geçer şekilde tespit edilmiş ise de, bu hesaplamada istinaf edenin aleyhine bir husus bulunmadığından davacı vekilinin faiz hesabına ilişkin istinaf isteminin de yerinde görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/09/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.