Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4449 E. 2021/3122 K. 31.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4449
KARAR NO : 2021/3122
KARAR TARİHİ : 31.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/03/2017 tarih ve 2015/421 E. – 2017/125 K. sayılı kararın asıl davada davacı-birleşen davada davalı … İnş. Paz. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 06/06/2017 tarih ve 2017/435 E. – 2017/434 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı … İnş. Paz. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, davalı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ödemelerin zaman zaman davalı yanında çalışan ihbar edilen şahsa yapıldığı halde borçlarından mahsup edilmediğini, ihbar edilene davalıya verilmek üzere 9.700 USD ödeme yapıldığını, davalıya 1.076 USD bakiye kalan borcunda davalının başlattığı takip dosyasına ödendiğini,davalıya başka borçları olmadığından davalıya teminat olarak verilen 28.09.2015 tarihli 15.000 USD’ lik senedin bedelsiz kaldığını belirterek bu senetten dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacı şirketin senette taraf olmadığından husumetinin bulunmadığını, davacının bakiye borcu için cari hesaba dayalı icra takibi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalı ile yapılan mutabakat ile 14.705,54 USD borçlu olduğunun bildirildiğini, davalının, davalı yanında pazarlamacı olarak çalışan ihbar edilene yapılan ödemenin mahsubunu talep ettiğini ancak tahsil veya temsil yetkisi olmayan çalışana verilen paranın mahsup edilemeyeceğini, 9.700 USD ödeme yapılmadığını, mutabakat sonrası borca mahsuben ödeme yapıldıktan sonra kalan tutarın takibe konu edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, takibe konu tutarın davacıya çalışanınca yapılan ödeme mahsup edilmeden hesaplandığını, ihbar edilen davacı çalışanına yapılan ödeme sonrası bakiye 1.076 USD’nin davacıya ödenerek borcun kapatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İhbar edilen beyan dilekçesinde ve duruşmada ki beyanında, davacının kendisine 9.700 USD’yi borç olarak verdiğini, borç tutarı kadar kendisine senet verildiğini, alınan bu paranın Kazancıoğlu Ltd. Şti. kayıtlarında olmadığını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, birleşen davada, davalının ödeme iddiasına ilişkin taraf defterlerinde kayıt olmadığı, ödemenin davacı çalışanına yapıldığına dair somut belge de sunulamadığı, davacının alacaklı olduğu tespit edildiğinden asıl davada davacılar tarafından verilen teminat senedinin de borca karşılık verildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı asıl davada davacı birleşen davada davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada davacı taraf her ne kadar davalı çalışanı …’e yapılan ödemelerin davalı şirkete yapıldığını iddia etmiş ise de davacının, …’e yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir belge ibraz etmemiş olması, ödemelerin ticari defterlerinde de kayıtlı olmaması karşısında …’in dosyaya verdiği beyana dayanılarak …’e ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin davalı şirket hesabına yapıldığının kabul edilemeyeceğinden birleşen davanın kabulü kararının yerinde olduğu, asıl davada ise, dosya içerisindeki taraf beyanlarına göre de menfi tespit davasına konu senedin taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden düzenlendiği ancak teminat senedi olduğunun ispatlanamadığı ve davaların birleştirilmesinin asıl dava olan menfi tespit davasının davalısı şirket tarafından talep edildiği gerekçesiyle asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar asıl davada davacı-birleşen dava davalısı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı-birleşen dava davalısı şirket vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.567,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalı … İnş. Paz. Ltd. Şti.’den alınmasına, 31/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.