Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4506 E. 2021/6795 K. 02.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4506
KARAR NO : 2021/6795
KARAR TARİHİ : 02.12.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.01.2019 tarih ve 2016/1232 E. – 2019/29 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.01.2020 tarih ve 2019/807 E- 2020/7 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı ile buğday ürünü ile ilgili dahili işletme izin belgesi satın almak hususunda 211.200,00 TL karşılığında anlaşmaya vardıklarını, varılan anlaşma sonucunda toplam 211.200,00 TL’nin herhangi bir açıklama notu düşmeden davalı şirketin banka hesabına havale edildiğini, davalının ödenen paranın 61.000,00 TL’lik kısmını banka kanalıyla iade ettiğini, kalan 150.200,00 TL’nin uhdesinde kaldığını, ödenmeyen paranın tahsili için icra takibi yapıldığını ileri sürerek davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, icra takibin devamına alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatta mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aralarında dahili işletme izin belgesi satım ilişkisi olmadığını, icra takibinde borcun sebebi olarak buğday bedeli olarak gönderilen paranın kalan kesiminin iadesinin belirtildiğini, açılan davanın dahili işletme izni belgesi satımına dayandırıldığını, davacının davasında icra takibinde belirtilen borç sebebine bağlı kalmayarak değiştirdiğini, davacı şirket hesabına gelen söz konusu havalelerin geliş nedeninin Hatay İlinde un ticareti işi ile iştigal eden … Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile Semir Koku arasındaki ticaret olduğunu, davacı tarafın davalı şirketin hesabına gönderdiği para karşılığı unu davacıdan … Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’den gönderilen paranın karşılığı olarak çek teslim aldığını, çek bedelleri ödenmeyince davacının bu aşamadan sonra alacağı ve ticareti olmadığı halde icra takibi başlattığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasında takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlı olunduğu, ispat yükünün davayı açan alacaklıda olduğu, alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğunu, davacının takip talebinden farklı bir sebebe dayalı olarak itirazın iptali davasını açmakla itirazın iptali davasının yasalarda düzenlenen amacıyla bağdaşmayan bir talepte bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, gönderilen havalelerin hangi ticari ilişkiye dayalı olarak gönderildiğinin tespit edilemediği, havalenin bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, davacının kötü niyeti kanıtlanamadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının savunmasının “bağlantısız birleşik ikrar” niteliğinde olduğu ve bu durumda ispat yükünün davalıda bulunduğu, davalının davacı tarafın davalı şirket hesabına göndermiş olduğu havale işlemine konu para karşılığı, dava dışı … Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. veya … Gıda Tar. Ürün. Tic. San. Ltd. Şti.’den çek teslim aldığı hususunu kanıtlayamadığı, davalı ispat külfetini yerine getirmediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece yazılı şekilde ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davacı tarafa yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b-3. maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın kabulü ile Malatya İcra Dairesi’nin 2016/75578 Esas sayılı icra dosyasının takip sayılı dosyasında davalının itirazının 150.200,00 TL’lik miktar yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin alacak bilinebilir olduğundan kabulü ile hüküm altına alınan 150.200,00 TL’nin %20’si oranında hesaplanan 30.040,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satım ilişkisine dayalı avans olarak gönderildiği ileri sürülen paranın, teslimat gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi nedeni gösterilerek başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yan, dava dilekçesinde davalı ile buğday ürününe dair dahili işleme izin belgesi alımı konusunda anlaşmaya varıldığını ancak belgenin teslim edilmediğini ileri sürerek gönderilen paranın iadesi için başlatılan takibe itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise gönderilen paranın dahili işleme belgesiyle ilgisi bulunmadığını, müvekkilince 3. kişiye satılan buğday bedelinin ödemesine ilişkin olduğunu savunmuştur. Mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesince davalı savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davalı yanın savunmasını ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü, davada ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün belirlenmesi ile mümkündür.
İkrar içeriği itibariyle basit, vasıflı ya da bileşik nitelikte olabilir. Basit ikrarda karşı tarafça ileri sürülen vakıanın doğru olduğu herhangi bir şart bildirilmeksizin kabul edilmektedir. Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Bileşik ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle birlikte ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen vakıa ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada ağırlıklı olarak bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekle iddiasını ispatlama yükümlülüğünün karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir (Yargıtay HGK’nın 09.06.2004 tarih ve 2004/4-362 E. – 2004/347 K. sayılı kararı).
Somut olay değerlendirildiğinde, davalı davaya konu paranın gönderildiğini ikrar etmiş ancak bunun davacı tarafından ileri sürülen nedenle değil, başka bir hukuki nedenle gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal nedeninin ileri sürülenden farklı olduğunu savunmuştur. Buna göre davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup bölge adliye mahkemesinin davalının savunmasının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu yönündeki kabulü doğru görülmemiştir. Vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu gözetildiğinde somut olayda ispat yükü davacıda olup davacı mevcut bir borcun ödenmesinin aracı olan havale yoluyla yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olup iadesi gerektiğini ispat etmelidir. Bölge Adliye Mahkemesince ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.