Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/451 E. 2021/7184 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/451
KARAR NO : 2021/7184
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15.10.2019 tarih ve 2017/182 E. – 2019/617 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, vadeli türev işlemler sözleşmesi ve vadeli döviz pozisyon işlemleri sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin 800.000,00 GBP için 11.06.2010 tarihinde GBP/USD paritesinde 1,4505’den alış için telefonla emir ilettiğini, şube yetkilisinin bu paritenin 3 birim farkla yani 1,4508’den yansıtılacağını söylediğini ve kendisinin de bunu kabul ettiğini, 11.06.2010 tarihi saat 18:30 gibi bu paritenin kabul görmüş tüm platformlarda alış 1,4502 ve satış 1,4505’ten emirler gerçekleşmiş olduğunu, şube yetkililerinin 14.06.2010 tarihinde kendisini arayarak işlem emrinin gerçekleşmediğini söylediğini, neden olarak da Bankanın Hazine Bölümünce işlem emrinin 1,4505 yerine 1,4502 ve 1,4503 olarak girildiğini, banka genel müdürlüğüne durumu bildirdikten sonra genel müdürlük işlem emrinin 1,4505 olarak verilmiş olmakla birlikte gerçekleşmemiş olduğunun ifade edildiğini, bankanın Bankalar Birliği Hakem Heyetine sunduğu ses kayıtlarına ve belgelere göre kendisine verilen cevabın aksine işlem emrinin 1,4505 yerine 1,4503 olarak girildiğini kabul ettiğini, Hakem Heyeti’nin müvekkilinin haklılığını tespit ve kabul ettiğini ileri sürerek, 71.578,60 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, anılan çerçeve sözleşme hükümleri doğrultusunda, davalı bankanın kendisine iletilen talimatlar doğrultusunda hareket etmek zorunda olduğu, bu kapsamda davacının 11.06.2010 tarihinde GBP/USD döviz kurunun gün içerisinde 1.4505’e düşmesi halinde 800.000 GBP döviz alınması emrini verdiği, davalı banka çalışanının ise döviz kurunun 1.4502’ye düşmesi halinde “alım emri” olarak girdiği, bilirkişi raporana ekli döviz kurları tarifesinde, davacının ordinosundan sonra aynı gün içerisinde döviz kurunun en düşük olarak 1.4505’e düştüğü, ancak davalı banka çalışanlarının emri 1.4502 olarak bilgisayar sistemine girmiş olması nedeniyle alımın gerçekleşmediği taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığı, bu hususta davalı bankanın kabulü, dosyada mevcut olan telefon kayıtları ile de sabit olduğu, sonuç olarak davalı bankaca 1.4508 pariteden gerçekleştirilmesi gereken 800.000 GBP satın alma işlemi yapılamamış ve davacı taraf, 800.000 GBP’yi 1.160.640 USD ile satın alabilecekken aynı miktardaki GBP’yi 1.164.00 USD ile satın alma durumu ile karşı karşıya bırakılarak 3.360 USD karşılığı 2.474,22 GBP kâr kaybına uğradığı, ayrıca davalı bankanın 01/07/2010 tarihinde davacının onayı ve bilgisi olmadan hesabından 45.160 USD’nin 1,5850 pariteden TL karşılığı 71.578,60 TL parayı tahsil ettiğinin de banka kayıtları ile sabit olduğu, bu bağlamda, davalı bankanın, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebi ile gerçekleşen kâr kaybından sorumlu olduğu ve davacının onayı olmadan hesabından tahsil ettiği parayı iade etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne, 71.578,00 TL’nin 01/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9.080,00 TL tutarındaki kâr kaybına ıslah tarihi olan 16/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsiline, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
(1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Davacı dava dilekçesinde, “Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi” hükümlerine istinaden davacı tarafça, davalı Banka nezdinde açılan hesap çerçevesinde, davacının 11.06.2010 tarihinde, GBP/USD döviz kurunun 1.4505’e düşmesi halinde 800.000 GBP meblağlı döviz alım emrini, davalı banka çalışanlarının kayda 1.4502 olarak girmiş olmaları sebebiyle doğan 71.578,60 TL zararın tahsilini ve manevi tazminat talep etmiş, ıslah dilekçesinde ise müvekkilinin talep ve talimatına aykırı işlem yapıp bu işlem çerçevesinde hesabından çekilen 45.160 USD’ nin 01.07.2010 tarihli kur karşılığı olan 71.578 TL’nin ve 3.200 GBP kâr kaybının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair karar, Dairemizin 03.11.2016 tarih 2015/11773 Esas 2016/ 8659 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş ve bozma ilamında, ne yerel mahkemece gerekçeli kararda ve ne de dayanılan bilirkişi raporunda, davacının hesabından izinsiz olarak davalı banka tarafından para alındığı iddiasıyla ilgili bir hususa rastlanılmadığı, yerel mahkemece yukarıda anılan hükümler doğrultusunda, davacı tarafın 16.11.2012 harç tarihi ıslah dilekçesinde dile getirdiği hususlarda, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde inceleme ve araştırma da yapılarak davacı tarafın tüm taleplerini kapsayacak ve bu hususta gerekçe de içerecek şekilde hüküm oluşturulmasının gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Somut olayda davalı bankanın pariteyi sisteme hatalı girmesi işlemi sebebiyle davacının ne gibi bir zararın oluştuğu anlaşılamamıştır. Zira davacının 1.4505 pariteden döviz alım talimatının gerçekleşmediği sabit ise de, paritenin hatalı girilmesi ile davacının hesabından izinsiz para çekilmesi şeklindeki iddianın ilgisi belirlenememiş, yine izinsiz para çekilip çekilmediği tespit edilmediği gibi, izinsiz para çekildiği iddiası kabul edilmesine rağmen bu paranın ne için kullanıldığı, bir başka pariteden döviz alımı için kullanılmış ise, bunun karşılığında davacının hesabına bir başka para girişi olup olmadığı, olmuş ise bu durumda davacının ne şekilde zarara uğradığı açıklanmamıştır. Yine kâr kaybı hesabının da ne şekilde yapıldığı belirli olmayıp, hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli bulunmamıştır.
Bu itibarla, davacı tarafa talebinin maddi vakıalarla birlikte kalem kalem açıklatılması sonrasında, banka kayıtları üzerinde de inceleme yetkisi verilecek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.