YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4575
KARAR NO : 2020/3907
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Perşembe Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.01.2018 tarih ve 2017/47-2018/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, imza ve oluru olmaksızın, davalı banka tarafından, adına 17.11.2007 tarihinde kredi kartı çıkartıldığını, kargo ile gönderilen kartın eline ulaşamadığı için hiç kullanmadığını, harcamaların kredi kartını düzenleyip çıkartan davalı bankanın yine kendisinden habersiz olarak yaptıkları “Geniş Garantili Aile Sigorta Poliçesi” ve “Çantam Garanti’de Sigorta Poliçesi”ne ait prim borçları olduğunun tespit edildiğini, bu kredi kartı nedeniyle, üyelik aidatı, sigorta poliçe prim borçları vs. şeklinde borçlandırılarak hakkında icra takibi yapıldığını, takipte maaşına haciz konulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2 bin TL maddi, 8 bin TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak kendisine verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kredi kartı üyelik sözleşmesi ve başvuru formunda imzası bulunduğunu, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/1655 E. 2016/14166 K. Sayılı 01.11.2016 tarihli ilamı “5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 8/son maddesi uyarınca, kart çıkaran kuruluşlar, banka kartı ve kredi kartlarının asıl kart hamiline teslim edilmesini sağlayacak önlemleri almak, reşit olmayan ek kart hamilleri adına düzenlenen banka ve kredi kartlarının asıl kart hamillerine teslimini sağlamakla yükümlüdür. Somut olayda davalı bankanın belirtilen yasa hükmünce teslim yükümlülüğü ve kartın kart hamiline teslimini ispata yarar bilgi ve belgeye rastlanılmadığı gözetilerek delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı bankanın 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 8/son maddesi uyarınca teslim yükümlülüğüne ve kartın, kart hamiline teslimine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, bu nedenle dava konusu kredi kartı nedeniyle davacıdan tahsil edilen … nolu vadesiz hesabından tahsil edilen 263,71 TL ile kredi kartına iade edildikten sonra tahsilat olarak karta aktarıldığı bildirilen 32,13 TL olmak üzere toplam) 295,84 TL’nin davacıya iade edilmesi gerektiği, ancak, 2.000,00 TL maddi tazminat talebinin geriye kalan kısmına ilişkin davacı tarafça ileri sürülen herhangi bir delilin mevcut olmadığı, bu nedenle fazlaya ilişkin istemin ispat bulmadığı, dosya kapsamında davacının kişilik hakkının zedelendiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin mevcut olmaması ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağına ilişkin genel prensip gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- 5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2018 yılı için 2.590 TL’dir. Temyize konu edilen miktarın 295,84 TL olması nedeniyle 06.01.2018 tarihli karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6502 sayılı Yasa’nın 73/2. maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ve temyiz ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.