YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4593
KARAR NO : 2020/3789
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31.05.2016 tarih ve 2014/167-2016/512 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının kredili mevduat hesabından doğan kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı ile imzalanmış bir kredi sözleşmesi bulunmadığını, davacı bankanın iddia ettiği miktarda kredi kullanılmadığını, bankaca temerrrüt faizi uygulanmasının da doğru olmadığını belirterek, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, itirazın kısmen iptaline, 6.363.18 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %65,88 oranında faiz uygulanarak takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiş hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2013/11347 esas, 2013/15765 karar sayılı ve 10.10.2013 tarihli kararı ile; “Dava, davalının kredili mevduat hesabından doğan borcunun tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK’nın 67. maddesi gereği iptali istemine ilişkindir. Davacı banka, dava konusu ilamsız icra takibinde takip dayanağı olarak sözleşme kat ihtarı ve hesap ekstresini göstermiş ise de kredili mevduat hesabından doğan alacağın tahsilini istemiş, yargılama sırasında sözleşme aslını veya örneğini ibraz edememiştir. Davalı ise, davacı banka ile sözleşme imzalamadığını, herhangi bir banka kartı almadığını, bu borcun nereden kaynaklandığını bilmediğini ileri sürerek akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacı bankanın davalının kredili mevduat hesabından dolayı alacaklı olduğunu ispatla yükümlü olduğu gözetilerek davacı bankanın ilgili şube kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak alacaklı olup olmadığı, davalının dava konusu edilen kredili mevduat hesabından bu parayı çekip çekmediği hususları saptanıp rapor alındıktan sonra varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar vermekten ibarettir. Bu nedenlerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. ” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından kredili mevduat sözleşmesi ibraz edilememekle birlikte harcamaların nitelikleri gözönüne alındığında bu hesabın davalı tarafından kullanıldığı ve tespit edilen harcamaların da davalıya ait olduğu, davalının takipten önce temerrüte düşürülmediği, temerrütün takip tarihi itibariyle başladığı, takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebilecek toplam alacak miktarının 5.834,10 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kredili mevduat hesabından doğan alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında açıkça “… davacı bankanın ilgili şube kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak alacaklı olup olmadığı, davalının dava konusu edilen kredili mevduat hesabından bu parayı çekip çekmediği hususları saptanıp rapor alındıktan sonra” varılacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi belirtilmiştir. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosyaya ibraz edilen belgelere istinaden hazırlandığı, bankanın şube kayıtlarında inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararı doğrultusunda bankacılık konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla banka defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.