YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4600
KARAR NO : 2020/3932
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13.11.2012 tarih ve 2012/254-2012/527 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının dava dışı şahıs ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı borçlunun icra dosyasında sadece icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini, borcun esası yönünden itirazda bulunmadığını, buna göre davacı alacaklının itirazın iptali davası açamayacağını, sadece icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalı borçlu tarafından itiraz dilekçesiyle sadece icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, esasa ilişkin itirazların yetkili icra dairesinde dile getirileceğinin belirtildiği, bu durumda davacı alacaklının sadece İİK’nın 68. maddesi gereği itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurabileceği, itirazın iptali davası açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi, davacı aleyhine hükmolunan nispi vekalet ücretine ilişkindir. Mahkemece davanın esasına girilmeden, dava şartı eksikliği nedeniyle dava usulden reddedilmiş olup davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken 15.516,64 TL nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmekte ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının hüküm fıkrasının 6. bendindeki “…. 15.516,64- TL” ifadesinin çıkartılarak yerine “1.200,00 TL maktu” iadelerinin yazılmak suretiyle yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.