Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4617 E. 2020/4372 K. 22.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4617
KARAR NO : 2020/4372
KARAR TARİHİ : 22.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2016 tarih ve 2014/420- 2016/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davacının davalıya ÖTV’siz motorin sattığını ve teslim ettiğini, ödenmeyen motorin bedelinin tahsili için davalı aleyhine Mersin 1. İcra Müdürlüğünün 2014/1954 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalının yetkiye ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde davalı tarafın davacıya 16.591,70 TL borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Anayasanın 141/III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. HMK’nın 297. maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görmektedir. Bu Anayasal ve yasal zorunluluklara rağmen, mahkemece verilen hükmün açıkça gerekçesi oluşturulmadan genel ifadelerle davanın kabulüne karar verildiğinin açıklanması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi davalı vekilinin davanın dava dışı üçüncü kişilere ihbar edilmesi talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.