Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4622 E. 2020/3933 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4622
KARAR NO : 2020/3933
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ünye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.07.2017 gün ve 2017/73-2017/277 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.05.2019 gün ve 2018/200-2019/3032 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının bonoya dayalı alacağının tahsili için davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının borcuna mahsuben davacıya taşınmaz devredilerek ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece verilen davanın reddi kararı, Dairemiz 2016/8568 esas ve 2016/15377 karar sayılı, 01.12.2016 tarihli ilamı ile “Davalı vekili cevap dilekçesinde; “…müvekkilim ile davacı firma arasında bir kısım ticaret olmuş ve bu ticaretin teminatı olarak boş bir senet imzalanmıştır. Müvekkilim ticareti terk etmezden önce de mevcut borcunu adına kayıtlı taşınmazı firma sahiplerinin yakın akrabasına devir etmek suretiyle tamamen kapatmıştır…” yönünde savunmada bulunmuştur. Davalı vekilinin cevap dilekçesindeki savunmaları ile davada ispat yükü davalı tarafa geçmiş olup, davalı taraf takip konusu senedin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ve borcun ödendiğini usulüne uygun delillerle ispat etmek zorundadır. Mahkemece ispat yükünde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafça keşide edilen senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun veya borcun ödendiğinin usulüne uygun delillerle ispat etme yükümlülüğünün davalı tarafta olduğu, bu kapsamda davalıya delillerini sunması için süre verildiği, davalı tarafça herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dairece 2018/200 esas ve 2019/3032 karar sayılı 08.05.2019 tarihli ilam ile “Davalı, eldeki davada vekille temsil edilmiş olup, Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekir. Mahkemece 12.05.2017 tarihli celsedeki ara kararların davalı vekiline tebliğ edilmesi gerekirken, davalı asile tebligat yapılması Tebligat Kanunu’nun yukarıda belirtilen hükmüne açıkça aykırılık teşkil eder. Mahkemece davalı vekiline karşı 12.05.2017 tarihli celsedeki ara kararların usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, davalı vekili tarafından beyanda bulunulup delillerinin ibrazı sağlandıktan sonra oluşacak sonuç
dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir. Dosya içinde bulunan Ordu Barosu’na ait 02.08.2019 tarihli belgede, davalı vekilinin 11.10.2017 tarihinde baro levhasından silindiği dolayısıyla davalının vekille temsilinin sona erdiği, bozma ilamımıza uyulduktan sonra verilen ara kararların da davalı asile tebliğ edildiği, davalı asil tarafından duruşmaya gelinerek beyanda bulunulduğu, bundan sonraki tüm tebligatların da davalı asile yapıldığı, Daire’nin bozma gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verildi.
2- Dava dosyasının, davalı asilin temyizi nedeniyle esas yönünden yapılan incelemesinde, Mahkemece Daire’nin 01.12.2016 tarihli bozma ilamına uyulmuş olması nedeniyle davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşması, davalı tarafın borcun ödendiğini usule uygun delillerle ispatlayamaması nedeniyle davalının temyiz isteminin reddedilerek hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairenin 2018/200 esas ve 2019/3032 karar sayılı 08.05.2019 tarihli ilamının kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun görülen yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, peşin harcın onama harcından mahsubuyla 2.824,60 TL’nin davalıdan alınmasına, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.