YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4639
KARAR NO : 2020/4009
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30/06/2016 tarih ve 2011/180- 2016/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine Şişli 1. İcra Müdürlüğünün 2010/40705 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının takip konusu senede bilinçli olarak imza atmadığını, davalı tarafın davacının yaşından ve saflığından faydalanmak suretiyle takibe konu senedi tanzim ettiğini, davacının 76 yaşında olup idrak etme yeteneği zayıflamış olduğunu, imza atıp atmadığını dahi hatırlamadığını, takip konusu senetteki hiçbir yazının davacının eli ürünü olmadığını, davacı hakkında Kırklareli Cumhuriyet Savcılığı nezdinde nitelikli dolandırıcılık suçundan soruşturmaların bulunduğu ileri sürerek, icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde takip konusu senetteki imzanın davacıya ait olmadığı konusunda açık ve net bir itirazlarının bulunmadığını, senetteki imzasının davacının yaşından ve saflığından yararlanılarak davacıya attırıldığının varsayımdan ibaret olduğunu, davalı hakkında şikayetçisinin davacı olduğu bir adet soruşturma olduğunu bu soruşturmanında takipsizlikle sonuçlandığını belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 16.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda tetkik konusu belge altındaki imzaların kuvvetle ihtimal davacının eli ürünü olmadığı tespit edildiği, ibraz edilen bilirkişi raporu kesinlik içermediğinden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alındığı, 17.06.2014 tarihli raporda inceleme konusu senetteki borçlu imzalarının davalı eli ürünü olduğunun bildirildiği, Adli Tıp Kurumu raporuna davacı tarafça itiraz edilmesi ve raporlar arasında çelişki bulunması nedeniyle, dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’nun 17.11.2014 tarihli raporunda borçlu imzalarının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.