Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4666 E. 2020/4373 K. 22.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4666
KARAR NO : 2020/4373
KARAR TARİHİ : 22.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Siverek 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.09.2015 tarih ve 2013/648 E.- 2015/284 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından davacı hakkında 27.09.1996 tarihli 395 sayılı Tarımsal Kredi Sözleşmesine dayalı olarak takip başlatıldığını, davacının davalı bankaya böyle bir borcunun bulunmadığını, davacının takip dayanağı sözleşmeye imza atmadığını iddia ederek Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu, davacının Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasına dayanak kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini istediği, yargılama aşamasında alınan imza incelemesi raporunda kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında kesin bir belirlemenin yapılamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, ancak 27.09.1996 tarihli kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte davacının 18 yaşından küçük olduğu, bu sebeple davacının babası olan …’in de sözleşmede imzalarının bulunduğunun kısa kararla hüküm kurulduktan sonra farkedildiği, kısa kararla gerekçeli karar arasında fark yaratılmaması adına kısa kararda varılan sonucun muhafaza edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatına ilişkin bir istemi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar dava konusu sözleşmedeki imza davacı … …’e ait çıkmamış ise de, davacının sözleşme tarihinde 18 yaşından küçük olduğu, sözleşmedeki imzanın babası tarafından velayeten atıldığı anlaşılmış, mahkemece hüküm verildikten sonra bu husus kabul edilmiş olup, bu nedenle sözleşmedeki imzanın davacının babasına ait olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmedeki imzanın davacıya aidiyeti araştırılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.