YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4732
KARAR NO : 2021/2168
KARAR TARİHİ : 08.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 23.05.2018 tarih ve 2016/414 E. – 2018/213 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 06.03.2020 tarih ve 2018/1703 E. – 2020/288 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı …Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 30.12.1997 tarihli ve 120.000,00 TL bedelli ve 25.08.1997 tarihli ve 2.000.000 USD bedelli 2 adet Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmeler kapsamında davalı şirkete teminat mektubu kredisi kullandırıldığını, diğer davalıların bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davadışı teminat mektubu muhattabı olan İsdemir Gümrük Müdürlüğü’nün talebi üzerine 24.08.2015 tarihinde 251.731,27 TL teminat mektubu riskinin davacı banka tarafından ödendiğini ve ödenen teminat mektubu riskinin nakde dönüştüğünü, bunun üzerine bu bedelin tahsili amacıyla davalılara karşı ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, bir kısım davalıların dayanak kredi sözleşmesine imza atmadığını, sorumluluklarına gidilemeyeceğini, diğer davalıların ise kefil sıfatıyla sözleşmeleri imzaladıklarını, ancak TBK 598. ve devamı maddeleri gereğince sözleşmelerin kurulmasından itibaren 10 yıllık sürenin geçtiğini ve kefillerin sorumluluklarına gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 2016/414 esas ve 2018/213 karar ve 23.05.2018 tarihli kararı ile; davalı …’ye yöneltilen dava bakımından, bu davalının dayanak genel kredi sözleşmelerinde imzasının bulunmadığı, bu nedenle sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, diğer davalılar Güçlü Tekstil San. ve Tic. A.Ş., … ve …’ye yönelik davalar bakımından ise bu davalıların dayanak genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, ancak bu sözleşmelerin Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu 30.12.1997 ve 25.08.1997 tarihlerinde kurulduğu ve 01.07.2012 tarihinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği, Türk Borçlar Kanunu’nun 598/3. maddesinde ”Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.” hükmolunduğu, Türk Borçlar Kanununun Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 Sayılı Kanun’un 1. maddesinin son cümlesinde ise”….Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye Türk Borçlar Kanununun hükümlerine tabidir.” buyrulduğu, Türk Borçlar Kanun’un 598/3. maddesi uyarınca sözleşmelerin kurulduğu tarihten 10 yılın geçmesiyle kefaletin sona ereceği, buna göre 1997 tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin sonu olan 2007 tarihi itibariyle kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce kefalet için öngörülen 10 yıllık sürenin dolduğu, yürürlük tarihinden itibaren başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilme imkanının getirildiği ve bu sürenin de 01.07.2013 tarihi itibariyle dolduğu, davaya esas icra takibinin ise 27.10.2015 tarihinde yapıldığı, buna göre ek sürenin geçmesinden sonra yapılan bu takibe dayalı olarak açılan davanın dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, zira davacının artık kefilleri takip etme hakkının ortadan kalktığı, ancak davacının takibi başlatmakta kötüniyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği; davalı Davalı …Çelik San. Tic. Ltd. Şti.’ne yönelik dava bakımından ise, bu davalının asıl borçlu olduğu ve diğer davalılara uygulanan hak düşürücü süreden faydalanamayacağı, davalının imzaladığı sözleşmeler kapsamında verilen kesin ve süresiz teminat mektubunun talep üzerine davadışı şirkete 24.08.2015 tarihinde ödendiği, borcun doğum tarihinin ödeme tarihi olduğu ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, alınan bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davalılar …, Güçlü Tekstil San. ve Tic. A.Ş., … ve … hakkında açılan davanın reddine, davalı Güçsan Demirçelik San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yaptığı itirazının 251.731,27 TL asıl alacak, 31.738,01 TL işlemiz faiz, 1.586,90 TL BSMV olmak üzere toplam 285.056,18.-TL üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa, takip tarihinden itibaren %72 oranında faiz uygulanmasına, hesap olunan 57.011,23 TL %20 icra inkar tazminatının davalı Güçsan Demirçelik San. ve Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, davalılar Güçlü Tekstil San. ve Tic. A.Ş., … ve …’nün tazminat taleplerinin reddine; Davalı …’nün tazminat talebinin kabulüne; takip miktarının %20’si oranındaki 57.117,23 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf incelemesine konu edilen davanın ilk derece mahkemesince kefillere yönelik reddedilen davalar olduğu, bu konuda yapılan yargılama ve verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,08.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.