YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4737
KARAR NO : 2021/2198
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.03.2019 tarih ve 2018/194 E. – 2019/290 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.03.2020 tarih ve 2019/1007 E. – 2020/340 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı bankanın …Şubesi ile dava dışı Genç Aslan Temiz. İlaç. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini ve icra takibi başlatıldığını, takibin borçlunun itirazı üzerine durduğunubelirterek itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının borçlu Genç Aslan Temiz. İlaç. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nde bulunan tüm hisselerini devrederek şirketten ayrıldığını, ortaklıktan ayrıldıktan sonra düzenlenen 12.04.2013 tarihli kredi sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunmadığını, icra takibinin davacının imzasının bulunmadığı 12.04.2013 tarihli krediden kaynaklandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre, hem asıl borçluya hem de kefile ihtar tebliğ durumunda borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada kefile başvurulması için öngörülen koşulların gerçekleşmiş olacağı ve müteselsil kefile karşı takibe geçilebileceği, asıl borculuyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefile karşı takibe geçilebilmesi için borçlunun ifada gecikmesi veya ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olmasının gerekeceği, somut olayda borçluya çıkan ihtarın tebliğ edilmediği, borçlunun ifada geciktiği veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunduğu hususun yasal delillerle ispatlanamadığından yasal koşulları yerine getirilmeden müteselsil kefil hakkında icra takibine geçilmiş olması sebebiyle davanın reddi gerektiği, takip haksız olmakla birlikte kötüniyetin saptanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine, davalının koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Borçlar Kanunu’nun 586. maddesinin 1. fıkrası “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” düzenlemesini içerdiği, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2016 tarih 2016/12120 esas 2016/8556 karar sayılı emsal içtihadında da; “…borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almadığının belirtildiği, somut olayda, davacı tarafça asıl borçlu ve kefillere keşide edilen 15.01.2018 tarihli hesap kât ihtarnamesinin asıl borçlu şirketin “Güventepe Mahallesi, …. Sokak, No:… Yenimahalle/Ankara” ve “Esertepe Mahallesi, Karlıtepe Sokak, No:…, Yenimahalle/Ankara” adreslerine tebliğe çıkartıldığı ve her iki tebligatın da bila tebliğ iade edildiği, taraflar arasındaki 16.01.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin 40.maddesinde müşteri ve kefillerin sözleşmede yazılı adresinin, değişiklik noter aracılığıyla bildirilmedikçe kanuni ikametgah olarak tesis ettiğini beyan ettikleri ve bu adrese yapılacak yazılı bildirimlerin şahıslarına yapılmış sayılacağını, o yerde bulunmasa bile tebligatın iade edilmeyip Tebligat Kanunu’nun 21.maddesinin uygulanmasını kabul ettikleri, belirtilen yerde adres gösterilmemesi halinde ilgililerin ticaret sicil dosyalarındaki son adresinin kanuni ikametgah olarak beyan ve bu adrese yapılacak bildirimlerin şahıslarına yapılmış sayılacağını kabul ettiklerinin düzenlendiği, dava konusu borcun kaynağını oluşturan ve davalının da kefil olarak imzaladığı 16.01.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu şirketin adresi “Ergenekon Mahallesi, Kumkale Sokak, No:…Yenimahalle/Ankara” olarak yazılı ise de, davacı banka ile asıl borçlu arasında imzalanan 12.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu şirketin adresi “Esentepe Mahallesi, Karlıtepe Sokak, No:…, Yenimahalle/Ankara” olarak yazılı olup, dava dışı asıl borçlu şirketin 16/01/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden sonra davacı banka ile imzaladığı 12.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde başka bir adres bildirmiş olması ve 16.01.2017 tarihli sözleşmenin 40.maddesindeki düzenleme karşısında asıl borçlu şirketin yeni adresinin “Esentepe Mahallesi, Karlıtepe Sokak, No:…, Yenimahalle /Ankara” olduğu ve bankaca bu adrese gönderilen tebligatın geçerli olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava dışı asıl borçlu şirkete hesap kat ihtarnamesinin 16.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği davalı kefile 17.01.2018 tarihinde tebligat yapıldığı da gözetilerek TBK’nın 586/1.maddesine aykırılıktan söz edilemeyeceği, davacı bankaya hesap kat tarihi itibariyle müşterilere verilen ticari kredilerde uygulanan en yüksek faiz oranı ticari sırlar saklı kalmak kaydıyla en az 3 adet kullandırılan ticari krediye ilişkin faiz oranlarının bildirilmesi için iki haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde yazı içeriğinde belirtilen hususlar açıkça bildirilmeksizin yalnızca kısa vadeli ve orta ve uzun vadeli ticari kredi faiz oranlarının bildirilmesi üzerine 3095 sayılı Yasada belirtilen faiz oranları dikkate alınarak hesaplama yaptırıldığı, buna göre davalının imzasının bulunduğu 16.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden 65.497,71 TL asıl alacak, 9.651,00 TL işlemiş akdi faiz, 482,55 TL BSMV, 3.499,19 TL masraf olmak üzere toplam 79.130,45 TL’den sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle İİK.68/b-1 maddesi gereğince kredi müşterisine yapılan tebligatın geçerli olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.001,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 09.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.