YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4931
KARAR NO : 2021/1951
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.02.2017 tarih ve 2016/470 E. – 2017/78 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.03.2019 tarih ve 2017/1466 E. – 2019/540 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacılar vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.03. 2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından icra takibine konulan bononun davacılardan …’ın elinden zorla alındığını, davacı …’ın sadece senede iki imza attığını, senet üzerindeki yazıların … yazısı olmadığı gibi davacı şirket kaşesinin de senet üzerine sonradan basıldığını, bu şekilde gerçek bir borç bulunmadığını ileri sürerek davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu senedin ticari ilişki nedeniyle verildiğini, zorla senet alındığı iddiasının asılsız olduğunu, senet üzerinde sahtecilik yapıldığı iddiasının da doğru olmadığını tüm bu hususlarda davacıların şikayeti üzerine savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini, davacıların borçlu olmadığını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, savunarak davanın reddi ile davalı lehine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaya konu senedin 27/05/2015 tanzim tarihli olduğu ve her iki taraf şirket defterlerinde senedin tanzim tarihi itibariyle kayıtlı olduğu, senedin tanzim tarihi üzerinden 6 ay geçtikten sonra icra takibine konu edilip ödeme emrinin tebliğine müteakip davacıların 27/11/2015 tarihinde şikayette bulunduğu, tarafların tanık olarak gösterdikleri kişilerin savcılık dosyasında alınan beyanlarında senedin zorla imzalatırıldığına dair görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın ve şartları oluşmadığı için davalının tazminat isteğinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davaya konu bononun zorla alındığını ileri sürdüğü, davacıların bu iddiayı ispat etmeleri gerektiği, dinlenilen tanıkların davaya konu bononun zorla alındığına dair bilgi ve görgülerinin bulunmadığı, davacıların bu hususta başkaca bir delile dayanmadığı, bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasına yönelik yazılı bir delil sunulmadığı, verilen tedbir kararının infaz edilmemiş olması nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı gerekçeleriyle davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf isteklerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir taraftan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 03.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.