Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4939 E. 2021/2007 K. 04.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4939
KARAR NO : 2021/2007
KARAR TARİHİ : 04.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.03.2017 tarih ve 2016/357 E- 2017/271 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.03.2019 tarih ve 2018/133 E- 2019/347 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Değirmencioğlu şirketine ticari krediler kullandırdığını, kullandırılan kredilerde kefalet imzasının bulunmadığını, Değirmencioğlu ticaret unvanlı adi ortaklığın 2013 yılında sona erdiğini, asıl borçlu şirketin ise daha sonra kurulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, banka ile asıl borçlu şirket arasındaki genel kredi sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunduğu, bu nedenle davalının kefil olarak sorumluluğunun doğduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, toplam 1.058.592,97 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 oranında 205.807,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalının kefaletin geçerliliğine ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, yani davalının kefaletinin geçerli olduğu, ancak davacının talep edebileceği alacağa ilişkin alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların kısmen yanlış olduğu ve ancak bu hususta ek rapor alınmaksızın hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının Eskişehir 6. İcra Müdürlüğü’nün 2016/5129 esas sayılı takip dosyasında 1.029.037,97 TL asıl alacak, 25.446,71 TL işlemiş faiz, 1.272,32 TL BSMV, 993,28 TL ihtarname gideri, 81,60 TL ihtiyati haciz masrafı, 400,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.057.231,88 TL’lik alacağa yaptığı itirazın iptali ile takibin bu bedeller üzerinden takip talebinde yer alan diğer borçlularla tahsilde tekerrür olmamak üzere takip talebindeki koşullarla devamına, hüküm altına alınan asıl alacağın % 20’si oranında hesaplanan 205.807,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava dosyası içinde bulunan 05.07.2012 tarihli sözleşme fotokopisinin incelenmesinden, sözleşmenin bütünlük içinde olduğu ve bu sözleşmede davalının müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, eş rızasının da alınmış olduğu görülmektedir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede, davalının kefaletinin geçerli olduğu ifade edilmiş ise de davalı, takibe konu kredi borçlarından sorumlu olmadığını, kendisinin kefaleti ile bir kredi kullandırılmadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya üzerinden yapılan inceleme ile verilmiş olup, banka kayıt ve belgeleri mahallinde incelenmemiştir. Davalı, uyuşmazlık konusu kredi borcunun başka kredi sözleşmesinden kaynaklandığını ileri sürmüş ancak banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmadığından bu durum net olarak tespit edilememiştir.
İcra takibine konu kredi borcunun davalının imzaladığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve buna bağlı olarak icra takip tarihi itibariyle alacak tutarının tespiti için yerinde inceleme ile bilirkişiden ek rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken davalının itirazlarını karşılamayan rapor sonucuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 04.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.