YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4973
KARAR NO : 2021/2544
KARAR TARİHİ : 17.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.10.2017 tarih ve 2016/88 E. – 2017/536 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.05.2019 tarih ve 2017/2114 E. – 2019/1105 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, keşidecisi davalı şirket olan 30.04.2013 ödeme tarihli ve 71.430.00 TL bedelli bononun bonoda avalist olan davacı tarafından ödendiğini, ödenen bedelin davalı şirketten talep edilmesine rağmen bir sonuç alınamadığı için başlattığı icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamın ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sunduğu banka dekontunda ödemenin davacı tarafından yapıldığı yönündeki yazı ve imzanın davalıya değil davacının kendisine ait olduğunu, dava konusu senedin davacı değil davalı tarafından ödendiğini ve senet aslının davalıda bulunduğunu, senedin borçluya verilmesinin borcun sona erdiğini gösterdiğini, senet aslının davalı olmasının da senedin davalı tarafından ödendiğini gösterdiğini, davacının iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddi ile davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının asıl borçlusu olduğu senette kefil olduğu, senet borcunun Türkiye İş Bankası Karşıyaka Şubesi tarafından tahsil edildiği, ödeme dekontu üzerinde ödemenin davacı tarafından yapıldığına dair Şube çalışanlarının imzası bulunduğu, kefilin ödediği senet bedelini asıl borçludan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davaya konu bononun yasal unsurlarını taşıdığı, TTK’nın 727. maddesinde borçlunun başvurma konusu bedeli ödeyince poliçe ve protesto belgesini ayrıca doldurulacak bir makbuz ile birlikte kendisine verilmesini isteme hakkına haiz olduğu, aynı Yasa’nın 741. maddesinde ödeme kimin için yapılmış ise o kişi gösterilmek suretiyle poliçe üzerinde makbuz niteliğinde bir kayıt yazılır kimin için ödendiği gösterilmediği takdirde ödeme düzenleyen için yapılır hükmünün düzenlendiği, davaya konu bonunun bonoda kefil olan davacı tarafından dava dışı bankaya ödendiğine dair banka kayıtlarında bulunan dekont aslında ödemenin davacı tarafından yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı, ayrıca davalı tarafından mahkeme kasasına sunulan ve bankadan getirtilen bono örneği üzerinden ödemenin davacı tarafından yapıldığına dair bir şerhinde bulunmadığının görüldüğü, genel karine uyarınca bir bononun keşidecinin elinde bulunması halinde bono bedelinin muhatabına karşı elinde bulunduran tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, davacı tarafından bono bedelinin kendisi tarafından ödendiğine dair yazılı bir delil de sunulmadığı, bankada bulunan dekont aslında ödemenin … tarafından yapıldığına dair bir kaydında bulunmadığı, TBK’nın 104/3 maddesi gereğince borç senedi borçluya verilmiş ise borç sona ermiş sayılır hükmü ve TTK hükümleri, senedi elinde bulunduranın ödemiş sayılacağı karinesinin aksini davacının yazılı delille kanıtlayamadığı için davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, senet kendisinde olmadığı halde senet bedelinin kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek takip yapan davacının kötü niyetli olduğu kanaatiyle davalı lehine %20 tazminata karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.