YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4991
KARAR NO : 2021/2798
KARAR TARİHİ : 24.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.01.2019 tarih ve 2013/73 E- 2019/28 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.05.2019 tarih ve 2019/952 E. – 2019/1046 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı asil … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, davacı birliğin avukatı olduğu dönemde kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak elde ettiği imzalı kağıt üzerine borç doğurucu senet hükmünü haiz sahte belge mahiyetinde senet düzenleyerek icra takibi başlattığını, davalıya senet bedeli kadar borçları olmadığını, davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan soruşturma başlatıldığını belirterek takibe konu senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile davalı hakkında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının borçlu olduğunu, davacının ticari defterlerinde senedin kayıtlı olmamasının geçerliliğini etkilemeyeceğini, davacının imzalı belge verildiğini beyan etmesinin mahkeme içi ikrar olup bağlayıcı olduğunu, davacıya karşı suç teşkil eden bir eyleminin de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı hakkında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi’nin 2017/96 E. -2018/1028 K. sayılı kararı ile 08.04.2011 tanzim tarihli 27.6.2011 vade tarihli borçlusu davacı olan 753.000,00 TL’lik senedin, davalı tarafından imzalı ve kaşeli boş kağıdın bono haline dönüştürülmesi suretiyle oluşturulduğu bu haliyle TCK 209. maddesi gereğince açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun unsurlarının oluştuğu, sanığın mahkemeye sunacağı gerekçesiyle müştekiden aldığı imzalı ve boş bir belgeyi senet haline dönüştürdüğü, rakama alacağın çok üstünde bir rakam yazdığı gerekçesiyle TCK 209/1 maddesi gereğice cezalandırıldığı ve 03.05.2018 tarihinde bu hükmün kesinleştiği, ceza dosyasında maddi olayın tespitine ilişkin hükmün hukuk mahkemesini de bağlayacağı, bu durumda maddi olayın dava konusu senedin mahkemelere
verileceğinden bahisle davacı birlikten boş ve imzalı olarak alınan boş kağıttan oluşturulduğu, bir borcun varlığı konusunda düzenlenmiş bir senet olmadığı, dolayısıyla anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu şeklinde ceza dosya kapsamı ile de sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, TTK.’nın 773-(2)-f) maddelerine göre bonolarda da uygulama olanağı bulunan aynı Yasa’nın 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi halinde açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının, bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, ancak davaya konu bono nedeniyle “açığa imzanın kötüye kullanılması” iddiasının ileri sürülmesi ve bu suçtan soruşturma bulunması halinde hukuk hakiminin TBK.’nın 74. maddesi gereği ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı ve tespit edilen maddi olgularla bağlı olduğu, HMK.’nın 165. maddesi hükmü uyarınca da soruşturmanın hukuk davasının sonucunu doğrudan etkileyeceği, ceza mahkemesinde açığa imzanını kötüye kullanılarak senet oluşturmak suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün hukuk mahkemesinde kesin hüküm teşkil edeceği ve bağlayıcı etki doğuracağı gözönüne alındığında, kesin mahiyetteki Bölge Adliye Mahkemesi Ceza dairesinin kararı ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafın, CMK 308/A maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi nezdinde yaptığı başvuru sonuçlarının beklenmesi yönündeki talebinin yasa ve yargısal içtihatlara uygun olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 38.577,43 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.