YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5003
KARAR NO : 2021/3202
KARAR TARİHİ : 01.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.09.2017 tarih ve 2015/2193 E. – 2017/834 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 13.06.2019 tarih ve 2019/923 E. – 2019/856 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacınının davalıya mal satıp teslim ettiğini, davalının ödeme olarak davacıya 4 adet çek verdiğini, bu çeklerden 30.09.2015 tarihli çekin dava dışı davalının babası …’ın cirosunu taşıyan 21.08.2015 tarihli çek ile takas edildiğini, bu çek bedelinin tahsil edilememesi nedeniyle faturaya dayalı bakiye 250.000.- TL’nin tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip dayanağı fatura bedelinin davacıya verilen çeklerle ödendiğini, iddiaya konu 30.09.2015 tarihli çek bedelinin de çek hamiline ödendiğini, davalının davacıyla takas sözleşmesi yapmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, davacının ödemeye yönelik verilen 30.09.2015 tarihli çekin yerine davalının babası …’ın cirosunu taşıyan 21.08.2015 tarihli senedin verildiği iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı, 30.09.2015 tarihli çek bedelinin ödendiğinin banka tarafından bildirildiği, fatura bedelinin ödenmesi için davacıya verilen dört adet çekin ödendiği gerekçesiyle davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davanın ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin olduğu, davacı tarafça istinaf isteminde …’ın ticari mümessil olduğunu iddia ettiği, bu iddianın sunulduğu aşama ve takasa konu 21.08.2015 tarihli çeke dayalı … aleyhine takip başlatılması nazara alınarak bu iddianın reddi gerektiği, davacının çeklerin ödenmediği iddiasını ispatlayamadığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre davacının taraflar arasındaki satım sözleşmesi nedeniyle 12.822,86 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin bu tespite itiraz etmediği, davanın bu miktar yönünden kabulü gerektiği, kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, itirazın kabul edilen kısım yönünden iptaline, takibin 12.822,86 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekilinin temyiz istemine yönelik yapılan incelemede; HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibarile 58.800.- TL’dir. Temyiz olunan değer 12.822,86 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik davalının TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 159,60 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 01/04/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.