Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5052 E. 2021/4242 K. 29.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5052
KARAR NO : 2021/4242
KARAR TARİHİ : 29.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2017 tarih ve 2014/649 E. – 2017/921 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.09.2019 tarih ve 2018/598 E. – 2019/1136 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından davacıya, borcuna karşılık olmak üzere bedelleri aynı olan iki adet bono teslim edildiğini, bonoların süresinde ödenmemesi üzerine Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/9385 Esas sayılı dosyası ile 30.06.2010 vade tarihli, 550.630,70 Euro bedelli bono için icra takibine geçildiğini, 30.03.2010 tarihli, 550.630,70 Euro bedelli bononun ödenmeyen 250.630 Euroluk kısmı için ise Kocaeli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2010/9176 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takipler kesinleştikten sonra davalı adına kayıtlı inşa halindeki gemiye haciz konulduğunu, davalı şirket tarafından adına kayıtlı gemilerin alıcılarına satışını gerçekleştirmek zorunda olduklarının beyan edilmesi üzerine iyi niyetli bir yaklaşımla uzlaşma protokolü imzalandığını ve bu protokole göre 4. İcra Müdürlüğü’nde yapılan icra takibine konu bononun faizi ile birlikte 281.530 Euro olarak ödenmesi konusunda karar alındığını, bu kararı teminen 18.04.2012 vade tarihli 281.530 Euro miktarlı bir adet teminat bonosu verildiğini, ancak bu bononun da ödenmemesi sebebiyle Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2012/5507 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ancak borçlunun bu bononun teminat senedi olduğu iddiası ile icra mahkemesine yaptığı başvuru sonrasında icra takibinin iptal edildiğini, kararın Yargıtayca onandığını, bu karar sonrasında Kocaeli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/11647 Esas sayılı dosyası ile bu kez ilamsız takip yaptıklarını ve bu takibe de borçlunun itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya borçlu olmadıklarını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığını, sulh protokolünün Türkçe dilinde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, icra takibi iptal edildiğinden davacının dava konusu senetten dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, faiz talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, protokolün geçersizliğini ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacının protokole göre teminat bonosu olduğu sabit olan takip dayanağı 281.530,00 Euro miktarlı bono miktarından daha fazla miktarda davalıdan alacaklı olduğu, temerrüdün takiple başladığı gerekçesiyle asıl alacak bakımından itirazın kısmen iptaline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, uyuşmazlığın 16.05.2011 tarihli uzlaşma protokolünün Türkçe düzenlenmemesi nedeniyle geçersiz olup olmadığı ve 16.05.2011 tanzim, 18.04.2012 vade tarihli senet nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı, dava konusu takibe dayanak 16.05.2011 tarihli uzlaşma protokolünün Türkçe düzenlenmemesi nedeniyle geçersiz olduğu, ancak bu protokol ile yeni bir ticari ilişki kurulmayıp mevcut olan satım ticari ilişkinin sonlandırılması nedeniyle tarafların karşılıklı yükümlükleri ve borcun ne şekilde ödeneceğine dair karşılıklı edimlerin tespit edildiği, borçlu tarafından borcun ödenmemesi halinde bu ödemelerin teminatı olarak alıcının satıcıya 281.530,00 Euro bedelinde teminat senedi vermesinin kararlaştırıldığı, takibe konu senedin zaman aşımına uğramış bir senet olup 10 yıllık zamanaşımı süresinde temel ilişkinin kanıtlanması halinde alacak isteminde bulunulabileceği, davalının aleyhine delil teşkil eden ticari defterlerinde davacının faturasının kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan senet miktarından daha fazla alacaklı olduğu anlaşılmakla mahkemece itirazın iptali davasının asıl alacak yönünden kabulüne, takipten önce davalı temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle işlemiş faiz alacağı yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdiren 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 42.494,47 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 29/04/2021tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.