YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5053
KARAR NO : 2021/4189
KARAR TARİHİ : 28.04.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.06.2019 tarih ve 2018/546-2019/493 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2021 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı bankanın …Şubesi arasında davalı banka personeli tarafından davacının mevzuat gereği gerekli bilgilendirilmesi yapılmadan mevzuata aykırı akdedilen 20.04.2011, 08.07.2011 ve 20.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon sözleşmelerinin geçersiz olması nedeniyle müvekkilinden haksız olarak toplamda 460.503,00 TL tahsil edildiğini ileri sürerek, 460.503,00 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalı banka arasında 15.03.2011 tarihli Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, davacının dava konusu işlemlerden önce 3 adet opsiyon işlemi gerçekleştirildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu’nun kararı gereğince banka ile müşteriler arasında imzalanan opsiyon sözleşmelerinin SPK mevzuatına tabi olmadığını, ayrıca işlem öncesinde bankaca müşteriye işlemin özellikleri, koşulları ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgiler verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 08.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesi ile 398.233,50 TL’nin ve 20.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesi ile 62.270,25 TL’nin davacıların murisinin davalı banka nezdindeki hesabından tahsil edildiği, dava konusu oluşturan 08.07.2011 ve 20.07.2011 işlem tarihli bariyerli opsiyon sözleşmelerinin 19.08.2011 tarihi itibariyle sonlandırılmasına ilişkin davacılar murisi … tarafından 18.08.2011 tarihinde gönderilen e-posta mesajinın Opsiyon Sözleşmelerinin erken sonlandırılma açısından geçerli kabul edilmesi gerektiği ve 19.08.2011 tarihli Merkez Bankası dolar kuru esas alınarak netleşme fiyatının belirlenmesi halinde, 19.08.2011 erken sonlandırma tarihi itibariyle davacılar murisinden toplam 198.669,00 TL opsiyon kur farkı zararı tahsil edilecek iken davacılar murisinin talebinin dikkate alınmayarak opsiyon sözleşmelerinin vade bitim tarihlerinde oluşan netleşme fiyatı üzerinden işlem yapılarak, davacılar murisi hesabından toplam 460.503,75 TL tahsil edilmek suretiyle davacılar murisinin 261.834,75 TL kayba uğratıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 261.834,75 TL’nin dava tarihinden itibarin işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince dava, taraflar arasında akdedilen opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. 15.03.2011 tarihli Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinin Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun “risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddelerinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedilebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin kesin olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarruflarını türev işlemlere ilişkin yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli şekilde araştırma yapması gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımlar yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu, davacılar murisinin 20.04.2011 tarihli opsiyon işleminde zarar etmesine rağmen opsiyon işlemi yapmaya devam ettiği ve davalı bankanın şube müdürüne gönderdiği e-postalarda da açık bir fesih iradesi bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 28.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.