YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5073
KARAR NO : 2021/5159
KARAR TARİHİ : 17.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ (İLK DERECE MAHKEMESİ
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetince verilen 02.03.2019 günlü kararın iptali istemi ile (İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla) Ankara Bölge Adliye Mahkemesine açılan davanın yargılaması sonucunda davanın reddine ilişkin verilen 28.11.2019 gün ve 2019/2-2019/1 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Hakem kararının iptali davasında davacı (hakem davasında – davalı) vekili, hakem kararının kamu düzenine aykırı olarak oluşturulduğunu, hakem heyetinin kararının oy çokluğu ile verildiğini, hakem Prof. Dr. …’un davanın tamamının reddi gerektiğine dair görüş bildirdiğini, hakem kararında maddi hukuk kurallarının uygulanmasında başta Anayasa olmak üzere diğer kanunlara, kamu düzenine, bilimsel görüşlere aykırılıklar olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davacının kazanılmış haklarının ihlal edildiği gibi uyuşmazlığa uygulanamayacak yeraltı maden işçilerinin çalışma hayatını düzenlemeyen, aksine bu düzenlemeyi yapan 6552 sayılı Yasa’dan doğan maliyet artışlarının kamu tarafından üstlenilmesi nedeniyle ilgili şirketlere yapılacak destek esaslarını düzenleyen 6592 sayılı Yasa ve bu yasaya istinaden çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı gerekçe yapılarak tesis edilen hakem kararının davacıya öngörülemeyecek yükler yüklediğini, iptal kararına konu edilen kararla, taraflar arasındaki
sözleşmenin imza tarihinden sonra yürürlüğe giren 6592 sayılı Yasa’da maliyet artışına yol açacak bir düzenleme bulunmadığını, kömür temin sözleşmesi imzalanırken yürürlükte bulunan 6552 sayılı Yasa değil, 6592 sayılı Yasa ve Bakanlar Kurulu Kararı’nın maliyet artışına yol açtığı, maliyet artışlarının TKİ’den kömür alan şirketlere yansıtılabileceği şeklindeki yorumun kamu düzenine ve hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan 6661 sayılı Yasa hükümleri ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın 2016/1 sıra nolu tebliğinin hiç değerlendirilmediğini, bu durumun davacı aleyhine orantısız dezavantaj oluşturduğunu, davanın dayanağı yasal değişikliğin sözleşme tarihinde mevcut olduğunu, ayrıca faize de davacının kendi hakemini seçip karşı tarafa bildirdikten sonra hükmedilmesi gerektiğini, faiz hesabı yapılarak hükümde asıl alacakla birlikte muhtemel hüküm tarihine kadar faize hükmedilemeyeceğini, faiz oranları ve faizin hesaplanma biçiminin de hatalı olduğunu, vekalet ücreti hesabının da yanlış olduğunu iddia ederek hakem kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (hakem davasında-davacı) vekili, davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, açılan hakem kararının iptali davasında mahkemenin HMK’nın 439. maddesinin ikinci fıkrasında 9 bend halinde sıralanan iptal sebepleri ile bağlı olduğu, tahkim yargılaması sonucunda verilen karara karşı hakime başvurulabilecek ve hakimin müdahalesini gerektiren hallerin tek tek sayıldığı ve sınırlılık ilkesinin söz konusu olduğu, taraflar arasındaki 17.10.2017 tarihli ek protokolde, sözleşme konusu uyuşmazlığın 3 kişilik hakem heyetince çözüleceğinin düzenlendiği, davacının tahkim yargılamasındaki talebinin konusunun, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmenin 11. maddesine dayandığı, davacının üretim maliyetinin artmasının, 6592 sayılı Yasa’dan kaynaklandığı, söz konusu Yasa’nın yürürlük tarihinin 18.02.2015 olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ise 21.11.2014 tarihli olup yukarıda belirtilen 11. madde kapsamında sözleşmenin imza tarihinden sonra yürürlüğe girecek yasal düzenlemeler sonucu meydana gelen maliyet artışlarının davacı tarafça davalıya yansıtılmasının, hakem kurulunca adı geçen madde kapsamında değerlendirilmek suretiyle davacının davalıya sattığı kömür fiyatlarında yeni bir maliyet hesabı yapılması gerektiği kabul edilerek verilen kararda kamu düzenine aykırılıktan söz edilemeyeceği, davacının maliyet artışını sözleşme gereği alıcı davalıya (iptal davasında davacı) yansıtması sözleşmeye dayalı olduğu için maliyet artışının davalıya yansıtılmasının yerinde olduğuna yönelik hakem kurulu kararının bu sebeple kamu düzenine aykırı olmadığı, hakem kararına konu uyuşmazlığın Türk Hukuku’na göre tahkime elverişli olduğu, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen tahkim şartı kapsamında bulunduğu, hakem heyetince tahkim anlaşması dışındaki bir konuda karar verilmediği, tahkim yargılaması sürecinde ve nihai kararda yetki aşımının söz konusu bulunmadığı ve kararın kamu düzenine aykırı olmadığı, davacı tarafça ileri sürülen iptal nedenlerinin hakem kararının esasına ilişkin olup, hakem kararlarının esasının iptal davasında incelenemeyeceği gerekçesiyle hakem kararının iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.