YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5122
KARAR NO : 2021/5322
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.02.2018 tarih ve 2016/262 E. – 2018/129 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.12.2018 tarih ve 2018/333 E. – 2018/1233 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Mine Yücel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davalıya satılan malların bedelinin ödenmediğinden davalıya ihtarnameye gönderildiğini, ancak bakiye borcun ödenmemesi üzerine bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı hakkında başlatılan takibe itiraz edildiğini, davalıya teslim edilen mallarda ayıp olmadığını ve usulüne uygun bir ayıp ihbarının da bulunmadığını belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan üretilecek ve yurt dışına ihraç edilecek t-şörtler için evsafı bildirilen kumaş alındığını, geç teslim edilen kumaşlar nedeniyle ihracatın da geciktiğini, yurt dışına gönderilen t-şörtlerin kumaşının istenilen özellikte olmadığı gerekçesiyle davalıya iade edildiğini, davacıya iade edilen mallardan ötürü yapılan harcamaların fatura edildiğini, ihtilaflı olmayan alım nedeniyle bakiye borcun 11.11.2015 tarihinde çek ile ödendiğini, davacıya borçu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporunda, davacının davalıya ürettiği kumaşın gözle dahi görülebilecek açık ayıplı olduğu, buna rağmen davalının ürünü kabul edip işleyerek yurt dışına ihraç ettiği, daha sonra işlenmiş ürünün iade olunduğu, ,davalı tarafından açık ayıplı malın kabulünün sabit görüldüğü ve süresinde bir ihbarda bulunmadığından ürünün tam bedelinin ödenmesi ile yükümlü olacağı ve satıcı davacının tam bedeli talep hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı tarafından satılan mallarda açık ayıp bulunduğu, davalı alıcının 6102 sayılı TTK’nın 23/c maddesine göre belirtilen hak düşürücü sürede ve nihayet 2 gün içinde ayıp ihbarında bulunmasının kanuni zorunluluk olduğu, ancak davalı alıcı tarafından teslimden sonra ayıp ihbarında bulunulmadığı, aksine kumaşlar tişört üretiminde kullanmak suretiyle yurt dışına ihracının sağlandığı, bu suretle BK’nın 223. maddesi gereğince davalı alıcı tarafından kumaşların kabul edilmiş sayılacağı, artık davacı satıcının sattığı kumaşları geri alma zorunluluğu bulunmadığı, bunun karşılığında davalının kumaşların satış bedelini ödemesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.850,62 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23/06/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.