YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5155
KARAR NO : 2021/5323
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.10.2016 tarih ve 2014/380 E. – 2016/655 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.11.2019 tarih ve 2017/3198 E. – 2019/2497 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, katılma yoluyla davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Mine Yücel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya’daki Man firmasına parça ürettiğini, çeşitli makine parçalarını pastan korunması maksadıyla hem pasa karşı koruma sağlayan hem de bu koruma kaldırılmadan boyama yapılmasını sağlayan Alman FUCHS Firması tarafından imal edilen FUCHS DFL 325 kod numaralı ve formülü gizli tutulan sıvı lak isimli kaplayıcıyı Türkiye’de bu ürünün ithalatçısı ve satıcısı olan davalıdan satın aldığını, uygulamada üreticinin yayınladığı talimatlara uygun olarak kullanan ve uzun bir süre sorun yaşamayan davacının 2011 yılından itibaren dava dışı MAN firmasından gelen şikayetler üzerine gönderilen parçalarda boya tutmadığı ve yeniden parçaların temizlenerek boyandığının bildirildiği ve çıkan 293.241,92 Euro maliyetin davacının alacağından mahsup edildiğini, davalı firmanın ithal edip, satıcısı olduğu, bu kimyasal üründe muhteviyat değişikliği yapıldığı halde bu hususun bildirilmediğini ve sorunun çözümünde etkin bir yaklaşım göstermediklerini belirterek maddi zararın tespiti ile şimdilik 10.000 Euro maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı 17.02.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle bu talebini 293.241,92 Euro’ya yükseltmiştir.
Davalı vekili, ithalatçısı oldukları FUCHS DFL 325 lak maddesinin satış, depolama ve müşteriye teslimi ile sorumlu olduklarını, ürünle ilgili kullanım klavuzu ve bilgilendirme broşürlerinin içerikleri ile birlikte üretici firma tarafından hazırlandığını, kendilerinin sadece hazırlanan bu broşürleri bastırdıklarını ve alıcılara dağıttıklarını bu nedenle tazminattan kendilerinin değil üretici firmanın sorumlu olduğunu, uygulama konusunda davacıya yardımcı olduklarını, test yaptıklarını, ancak davacı şirketin prosesini kontrollü bir şekilde yapmadığını, kayıtlarını tutmadığını, yapması gereken yatırımlardan kaçındığını, sorunun oluştuğu zamanki prosesle ilgili kayıtlara ulaşılamadığını, söz konusu zararın da davacının kontrolsüz bir proses uygulamasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafça ithalatı yapılan ve formülü sır olan ürünün muhteviyatındaki değişiklikler hakkında davacıyı yeterince bilgilendirmediği, davacının ürünün uygulama koşullarının MAN ve üretici firmanın verdiği talimat bilgileri doğrultusunda yerine getirdiği, ithalatcı ve aynı zamanda satıcı olan davalının, 6098 sayılı TBK’nun 219. maddesi gereğince davacının zararından sorumlu olduğu, gerek dinlenen tanık beyanlarından ağırlıklı olarak ve gerekse dosyaya sunulan faturalardan, davacı tarafın bu ayıplı mal nedeniyle ilişkide bulunduğu MAN firmasının Almanya’da yaptırdığı eski hale getirme bedeli olan 293.241,92 Euro’yu ödemek zorunda kaldığı, bu parayı ithalatçı ve satıcı olan davalıdan istemekte haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ıslah edilen tutarın ıslah tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı tarafından davalıdan satın alınarak kullanılan FUCHS DFL 325 kod numaralı kimyasal ürünün formülasyonundaki değişikliğin üretime yansıdığı bilirkişilerin konu ile ilgili bilimsel tespitleri ile de anlaşıldığı, ürün formülasyonundaki değişiklik uygulamaya ayıp olarak yansıdığı ve her ne kadar formülü ticari sır olsa da; formülasyondaki değişikliğin uygulamada hata ortaya çıkarmaması için olması gereken /tavsiye edilen uygulama yöntem değişikliğinin de ürünle birlikte kullanıcıya bildirilmesi gerektiğinden davalının ürünün ithalatçısı ve aynı zamanda iç pazarda satışını yapan firma olmakla ortaya çıkan bu durumdan sorumlu olduğu, davacının zararını oluşturan faturalar arasında gecikme/ eksik üretim/ farklı bir ayıp konusunda düzenlenmiş bir fatura olmadığından MAN firmasınca davacıdan tahsil edilen 55 adet faturanın tamamının bu uygulama nedeniyle düzenlendiği, davacı zararını dava dışı MAN firmasının yaptığı kesintiler olduğunu beyanla davasının dayanağını dava dilekçesinde belirlemiş ve sınırlandırmış olup, kesinti yapılan tüm faturalar da defterinde kayıtlı olmakla dava tarihi itibari ile tazminat miktarını bilebilecek durumda olduğundan davaya “belirsiz alacak davası” değil “kısmi alacak davası” nitelendirmesi yapılması gerektiği, bedel artırımının belirsiz alacağı belirleme değil, dava değerini artırma yani teknik anlamda ve gerçek bir ıslah olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 49.202,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.