Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5281 E. 2021/3460 K. 08.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5281
KARAR NO : 2021/3460
KARAR TARİHİ : 08.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/04/2017 tarih ve 2013/604 E- 2017/178 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.03.2019 tarih ve 2018/1103 E- 2019/387 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil … ile vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine girişilen takibe konu bono nedeni ile davacının davalıya borcunun bulunmadığını, dava dışı şirkete 6 aylık süre ile ortak olduğunu, bu dönemde 60.000,00 TL kredi kullanılması için imza verdiğini, bilgisi dışında ortaklıktan ayrılmasından sonra krediler çekildiğini, ayrıca boş vermiş olduğu bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ve bononun kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini beyanla aleyhine yapılan takipten ötürü borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının senedin teminat senedi olduğu ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının genel kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, sorumluluğunun devam ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, kambiyo senetlerinin kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarı içerdiği ve sebepten bağımsız (mücerret) senetler olduğu, yerleşik Yargıtay uygulaması doğrultusunda senedin teminat senedi olduğu yahut açığa imza sonrasında senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu itirazlarının davacı tarafça yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, davacı tarafça bahsi geçen iddiaların senetle yahut başkaca kesin delille ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuşlardır.
Bölge adliye mahkemesince, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile gerektirici sebeplere ve özellikle bonoya dayalı olarak yapılan takibe karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü kendisinde olan davacı yanın senedin teminat senedi olduğu ve senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yönündeki iddialarını ispat edememiş olmasına ve bu hususta yapmış olduğu suç duyurusu üzerine yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf itirazlarının reddine, davalı vekilinin istinaf itirazları yönünden ise konusu para olan menfi tespit davasında davanın kabulü ya da reddi halinde vekalet ücretinin tarifenin 13. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekmekte olup somut uyuşmazlıkta mahkemece menfi tespit davasının reddine karar verilmiş olmasına karşın davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.