Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5312 E. 2021/3814 K. 19.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5312
KARAR NO : 2021/3814
KARAR TARİHİ : 19.04.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti’nce verilen 14.10.2019 gün ve 2019/82240 sayılı karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Sabiha Gökçen Havaalanı inşaatında işçi olarak çalıştığını, 02.06.2017 tarihinde mola verdiği sırada geri geri giden kamyonun altında kalarak ağır yaralandığını, davadışı işveren şirketin %100 kusurlu olduğunu, bu iş kazası nedeniyle davacının %76 beden gücü kaybının oluştuğunu, davacının çalıştığı inşaat nedeniyle işveren sorumluluk poliçesinin tanzim edildiğini, buna göre bedeni zararlarda şahıs başına 350.000 dolar ve kaza başına 1.000.000 dolar limit belirlendiğini, manevi tazminat için ise 70.000 dolar belirlendiğini, davacının otuza yakın ameliyat geçirdiğini, 7 ay yatalak kaldığını, ömür boyu tedaviye muhtaç olduğunu ve çalışamayacağını belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak beden gücü kaybına uğrayan davacı için 1.000.- TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.000.- TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.000.- TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 3.000.-TL maddi tazminat ile 100.000.- TL manevi tazminat bedelinin tahsiline, temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının işveren sorumluluk sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığını, doğrudan davalıya başvurulamayacağını, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın esasına yönelik olarak ise, davadışı işveren ile davacı arasında Anadolu 22. İş Mahkemesi’nde 2018/586 esas sayılı dava dosyasının görülmekte olduğunu, bu davanın konusunun ve taraflarının da aynı olduğunu, davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini ve derdestlik itirazında bulunduklarını, kaldı ki davalının sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, bunun için de kazanın oluş şekli gibi şartların incelenmesinin gerektiğini, davacıya SGK’nın gelir bağlayıp bağlamadığı hususunun araştırılması ve davalının bu iş kazası nedeniyle aldığı gelir varsa mahsup edilmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından yapılan incelemeye göre, aynı dava konusunun İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi’nin 2018/586 esas sayılı dosyasında görülmekte olduğunu, bu davanın bekletici mesele de yapılamayacağını, çünkü başvurunun 4 ay içerisinde sonuçlandırılması zorunluluğunun bulunduğunu, bu nedenle HMK’nın 115. maddesi gereğince davalının derdestlik itirazının kabulü ile başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
Karara, başvuru sahibi davacı itiraz etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti, davacıya başvuru konusuna ilişkin dayanak belgelerin sunulması için 2 haftalık kesin süre verildiği, ancak davacının belgeleri dosyaya sunmadığı, sunulan maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığı, başvuru sahibinin sigorta şirketine dava öncesinde yapmış olduğu geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceği, davacının başka sigortalardan aldığı yardımları açıklığa kavuşturmadığı, derdestlik itirazına konu işçi alacağı davasının taraflarının farklı olduğu ve derdestlik durumunun mevcut olmadığı gerekçeleriyle itiraza konu kararın kaldırılmasına, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, hakem kararının taraflara tebliğ edilmiş bulunduğundan, HMK’nun 436/3. maddesi gereğince saklanmasına, esas kaydının kapatılmasına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, işveren sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında oluşan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacıya başvurusunu dayandırdığı belgeleri dosyaya sunması için kesin süre verildiği ve bu kesin süre içerisinde anılan bilgi ve belgelerin mevzuata uygun şekilde dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olup, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/5 maddesi gereğince ön incelemeyi tamamlayan raportörün dosyayı, uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan bilgi ve belge eksikliği açısından inceleyeceği belirtilmiştir. Buna göre hakem heyeti tarafından belirlenen eksik bilgi ve belgelerin bir kısmı davacı tarafından dosyaya sunulmuşsa da, bu belgelerin bir kısmı hakem heyeti tarafından üçüncü kişilerden temin edilmeyi gerektirecek niteliktedir. Buna rağmen hakem heyetinin, uyuşmazlığın çözümü için gereken bilgi ve belgeleri, HMK’nun 195 ve 216-221. maddeleri çerçevesinde ilgili kişilerden sorarak temin etmesi gerekirken, davacıya kesin süre vermek suretiyle bu bilgi ve belgeleri de davacıdan istemesi ve kesin süre içerisinde istenen belgelerin davacı tarafından tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar vermesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.