YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5589
KARAR NO : 2021/4439
KARAR TARİHİ : 26.05.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.05.2018 tarih ve 2014/39 E- 2018/436 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.12.2019 tarih ve 2018/1489 E- 2019/1432 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı şirket hakkında bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını, dava dışı …’ün kendi şirketi adına keşide ettiği bonoya şahsi imzası ile aval verdiğini, ancak davalı tarafından bono üzerine davacıya ait kaşenin sonradan basılarak davacının borçlu hale getirildiğini, bono üzerinde imzası bulunan dava dışı …’ün davacı şirket adına kambiyo senedi ile borçlanma yetkisi bulunmadığını ileri sürerek takibe konu bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.02.2018 tarihli dilekçesi ile takip konusu borcun ödendiğini belirterek 254.340,66 TL’nin davalıdan istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu bonoya davacı şirket kaşesinin sonradan basıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacı şirket ortaklarının dava dışı …’ün çocukları olduğu ve esasen …’ün çocukları adına kurduğu şirkette tüm işleri kendisinin yürüttüğünü, davacı şirketin … tarafından düzenlenen kambiyo senetlerinden sadece davaya konu senede itiraz ettiğini, diğerlerini itirazsız ödediğini, davacı şirketin dava dışı …’e çok geniş yetkiler bulunan 13.10.2009 tarihli bir vekaletname verdiğini, vekaletnamede …’ün şirket adına tüm ticari işleri yapabileceği, her türlü sözleşmeleri imzalayabileceği, taahhütte bulunabileceği, her türlü senetleri imzalayabileceği ve davacı şirketi borç altına sokabileceği hususlarında yetkilerin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu bononun dava dışı … tarafından imzalandığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı davacı şirket tarafandan dava dışı …’ün ticari vekil olarak atandığı, 31.10.2009 tarihli vekaletnamede açıkça kambiyo senedi düzenlemeye yetki verilmediği bu nedenle dava dışı …’ün davacı adına bono düzenlemeye yetkili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile 254.340,66 TL’nin davalıdan istirdadına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, ihtilafın dava dışı …’ün kendi şirketi adına keşide ettiği bonoda davacı şirketi aval olarak sorumluluk altına sokup sokamayacağı noktasında olduğu, 13.10.2009 tarihli vekaletnamede davacı şirketi yönetmek üzere dava dışı …’ün geniş yetkiler verildiği, “şirket adına hareketle her türlü krediler, borç paralar almaya, bunları vadelerinde tediyeye ve bilumum senetleri şirket adına imzalamaya” şeklinde yetki verildiği, davacı şirket yetkilisinin babası olan dava dışı …’ün davacı şirkete vekil olarak atandığı ve vekaletnamenin içeriğine göre dava dışı …’ün davacı şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi olduğu, davacı şirket kaşesinin daha sonra davalı tarafından basıldığına yönelik iddianın da ispat edilemediği buna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmamasına ve özellikle davacı şirket tarafından dava dışı …’e verilen 13.10.2009 tarihli vekaletnamedeki yetkilerin kapsamına göre dava dışı …’ün TBK’nın 547. maddesine göre ticari temsilci olmasına, vekaletnamede “…şirket adına hareketle her türlü krediler, borç paralar almaya, bunları vadelerinde tediyeye ve bilumum senetleri şirket adına imzaya, lehime her türlü senetler kabulüne ve bilumum senetli ve senetsiz alacakları tahsile bunları kırdırmaya, ciro etmeye, bedellerini tahsile …” denilmek suretiyle bono düzenleme yetkisinin bulunmasına ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.