YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5591
KARAR NO : 2021/4745
KARAR TARİHİ : 03.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.02.2018 tarih ve 2005/25 E- 2018/121 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.02.2020 tarih ve 2018/928 E- 2020/220 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu 420.000,00 TL karşılığında temliknameler ile davalı şirketin SSK’da bulunan tahakkuk etmiş veya edecek olan alacaklarını temellük ettiğini, bu zamana kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, temlik alacaklarının ödenmemiş olmasından dolayı uğramış oldukları zararların maddi ve manevi olarak tazminini ve muaccel 420.000,00 TL alacaklarının temlik tarihlerinden itibaren işlemiş en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının borç verdiğini iddia ettiği milyarlarca lira, çek ve senetlerle verildiğine göre şahitle ispat edilemeyeceğini, mutlaka yazılı belge ile kanıtlama zorunluluğu olduğunu, davacının ibraz ettiği toplam 420.000,00-TL bedelli 3 temliknamenin Atabay A.Ş. yetkili temsilcisi… tarafından imzalanmadığını, bu imzaların sahte olduğu konusunda uzman raporu olduğunu, temliknamelerin geçersiz olduğunu, davalının ticari kayıtlarına bakıldığında davacıya böyle bir temlik yapılmadığının anlaşılacağını, davalıya zarar vermek üzere bu şekilde borçlandırma yapan şirket yetkilileri hakkında ihtarlar çekerek suç duyurusunda bulunduklarını belirterek haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada; şüpheliler Atabay Şirketi çalışanı…, … , … ve Kadıköy 2. Noteri Osman Nuri Mızrakcı hakkında 12.09.2003 tarihinden 31.05.2004 tarihine kadar farklı tarihlerde toplam 56 adet tanzim edilen sahte evrakların Kadıköy 2. Noterliğinde tasdik ettirilip işleme konulduğu ve böylece sahtecilik, güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma ve dolandırıcılık eylemlerinden yargılama yapıldığı, bu yargılama sırasında düzenlenen bu temliknamelerin sahteliğinin tespit edildiği, bu sahte temliknameler içerisinde davaya konu edilen temliknamelerin de yer aldığı, davacının usulsüz defterlerine göre davalıya borç para verdiği şeklinde kayıtlar mevcut olduğu, mal veya hizmet verildiğine ilişkin delil sunulamadığı, davacı tarafından davalı şirkete verildiği iddia edilen paraların banka havalesi ya da resmi bir belge ile değil elden yapıldığı yönünde iddialar olduğu ve dolayısıyla davacının hukuki ilişkiyi ve alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davaya dayanak temliknameleri imzaladığı anlaşılan şirket çalışanı hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleştiği, bu hüküm ile birlikte temliknameyi şirketi temsile yetkili olmayan şirket çalışanın imzaladığı sabit olduğu, davacının, davalı şirketten alacaklı olduğu hususunu dosya kapsamında usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.