YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/567
KARAR NO : 2020/4453
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.05.2018 tarih ve 2017/332 E-2018/169 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.11.2019 tarih ve 2018/1653 E- 2019/1153 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 2010/16197, 2009/32357, 2015/94058, 2012/96115, 2012/41692, 2013/55613, 198468 sayılı ve “jolly internatıonal tours+şekil”, “jolly international tours+şekil”, “jollypop”, “jolly international tours her noktası mutluluktur”, “jolly international tours”, “jolly creative workshop”, “jolly international tours” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2016/44488 sayılı “JOLLY PEOPLE+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere TPMK’ya başvurduğunu, başvurunun Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmediğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkil şirketin Türkiye turizm sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, T/02344 nolu “jolly tours” markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, davalı başvurusunun müvekkilinin tescilli markaları ile görsel, işitsel ve anlam bakımından iltibas ihtimali yaratacak derecede benzerlik arz ettiğini ileri sürerek YİDK’in 2017-M-5884 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkil şirketin İstanbul’da kafe işlettiğini, davacı şirket ile faaliyet alanlarının farklı olduğunu, “Jolly” kelimesinin İngilizcede “neşeli” anlamına geldiği için tanımlayıcı olduğunu ve tek başına tescil olamayacağını, taraf markalarının birbirleri ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırılma ihtimali yaratacak kadar benzerlik arz etmediklerini, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu “JOLLY PEOPLE” ibareli başvurunun kapsamında yer alan hizmetlerle davacı şirketin itirazına mesnet markaların tescil kapsamında yer alan hizmetlerin aynı tür olduğu, taraf marka işaretleri arasında da 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, dolayısıyla 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi koşullarının gerçekleştiği, davacı tanınmışlığı ile ilgili herhangi bir delil sunulmadığı, davalının kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2017-M-5884 sayılı kararının iptaline, 2016/44488 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; “JOLLY PEOPLE cafe restorant+şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “JOLLY” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu teşkil eden “JOLLY” ibaresinin, dava konusu başvuruda aynen asli unsur olarak kullanıldığı, “JOLLY” ibaresinin çok güçlü olmasa da belirli bir düzeyde ayırt ediciliğinin bulunduğu, dava konusu başvuruda yer verilen diğer unsurların ayırt edicilikte geri planda kaldıkları ve başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadıkları gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 34,40 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 27.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.