Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5751 E. 2021/1147 K. 11.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5751
KARAR NO : 2021/1147
KARAR TARİHİ : 11.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.06.2017 tarih ve 2015/129- 2017/654 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, davacının cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağının tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında gerçekte ticari ilişki olmadığını, taraf şirketlerin aynı kişiler tarafından yönetildiğini, davalı şirketin ise hukuken geçersiz işlemlerle borçlandırıldığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında davalı vekilince, davalının, davacının bir kısım borçlarına kefaleti nedeniyle malvarlığında azalma meydana geldiğini, davacının borçları için yapılan tahsilatların bulunduğunu, cari hesap ilişkisinde bunların takas ve mahsup edilmesi gerektiği savunmasıyla takas talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı defterlerine göre davacının 6.414.586,29 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre davalının davacıya 8.509,682,99 TL borçlu olduğu, davalı defterlerinin kendi alethine delil teşkil edeceği, davalının davacının dava dışı borçlarına kefaletinin bulunduğu ve bu kefaletler nedeniyle davalının taşınmazlarının satılarak, cari hesap borcunu aşar mahiyette, davacı borcuna mahsuben 13.953.648,50 TL tahsilat yapıldığı, bu tahsilat nedeniyle davalının alacaklı konuma geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 27,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yerel mahkemece, davalı kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun 8.509.682,99 TL olarak, davacı kayıtlarına göre ise alacağın 6.414.586,29 TL olarak görülmekle birlikte, talebin 1.000.000,00 TL olarak sınırlandırıldığı, ancak defterlerde yer alan borç tutarının çok üzerinde 13.953.648,50 TL tahsilat yapılması sebebiyle davalının alacaklı duruma geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, işbu karar davacı tarafından tahsilat yapıldığı belirtilen icra dosyalarında dava dışı başka şirketin de asaleten borçlu olarak yer alması sebebiyle ne kadarının davacının borcuna yönelik olduğunun tespit edilemediği, kararın bu şekilde kesinleşmesi halinde davalının iflas masasına alacak kaydı yaptırma hakkının doğacağı gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilgili icra dosyalarında davalının satılan gayrimenkullerinin ihale bedelleri dikkate alınmak suretiyle bu bedeller alacaklıya yapılan ödeme olarak gösterilmiştir. İstanbul 10 İcra Müdürlüğü’nün 2002/1066 takip sayılı dosyasında davacı … Makina Sanayii A.Ş.’nin yanısıra dava dışı Akrel Dış Ticaret A.Ş.’de asıl borçlu olarak yer almakta olup, davalı …Ş., yukarıda anılan asıl borçlular lehine müştereken 1. nci derecede ipotek veren olarak yer almaktadır. Bu durumda bu dosyadan yapılan tahsilatın tümünü davacı adına tahsilat olarak değerlendiren bilirkişi raporu yetersizdir.
Yine, İstanbul 14 İcra Müdürlüğü’nün 200/23085 takip sayılı dosyasında alacaklı Türkiye Vakıflar Bankası, dava dışı Agrel Dış Ticaret’in kredi borcuna müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan Uzel Makina A.Ş. ve Uzel Holding A.Ş. hakkında takip başlatmıştır. Her iki borçlu da kefil konumundadır. Bu dosyadan dolayı Uzel Holding A.Ş.’den tahsilat yapılması durumunda, TBK’nın 587/2. fıkrası uyarınca borcu ödeyen kefili, aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bilirkişi raporu bu yönüyle de yeterli açıklamayı içermemektedir. Dolayısıyla dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii ile davacının itirazlarının değerlendirilerek anılan dosyalarda yapılan tahsilatların ne kadarının davacı tahsilatı olarak kabul edilmesi gerektiğine yönelik hesapları da içerir ve buna göre alacağı belirleyen denetime el verişli rapor alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun yerel mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin kararına muhalifim.