YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5873
KARAR NO : 2021/4702
KARAR TARİHİ : 02.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30.05.2018 tarih ve 2016/1248 E. – 2018/811 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.01.2020 tarih ve 2018/2089 E. – 2020/6 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, şirketin genel kurulunun toplanmaması nedeni ile müvekkillerince açılan dava sonunda genel kurulu toplaması amacıyla şirkete kayyım atandığını, müvekkillerinin belirlediği ve kayyıma bildirdiği gündemden farklı olarak kayyım tarafından belirlenen gündem ile toplanıp karar alındığını, bu nedenle genel kurulun yok hükmünde ve butlan ile geçersiz olduğunu, ayrıca 2,3,4,5,7 ve 8. maddelerinin iptalinin gerektiğini, ileri sürerek, davalı şirketin 28.05.2016 tarihli genel kurulunda alınan kararlara ilişkin maddelerinin yok hükmünde olduğunun, butlan ile geçersiz olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili ile davalı … vekilleri genel kurul toplantısının kayyım tarafından belirlenen gündem ile yapıldığını, toplantı tutanağı incelendiğinde davacıların gündeme ve yapılan çağrıya her hangi bir itirazlarının olmadığının görüleceğini, davacıların iptalini istedikleri kararlara karşı muhalefet şerhlerinin bulunmadığını, muhalefetin önerilere muhalefet şeklinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin 28.05.2016 tarihli genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun yapıldığı, gündemin usulüne uygun duyurulduğu, toplantıda oy kullananların genel kurula katılma yetkisine haiz oldukları, oy kullanmanın engellendiği konusunda herhangi bir fiilin gerçekleşmediği, genel kurula katılma, asgari oy ve kanunen vazgeçilmez haklar ile ilgili bir karar alınmadığı, gibi pay sahibinin inceleme ve denetim hakkı ile ilgili de bir karar alınmadığı şirketin temel yapısını bozacak ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı bir karar alınmadığı, incelenen 28.05.2016 tarihli genel kurulda alınan kararlarda 6102 sayılı TTK’nın 422, 447 ve 379 maddelerinde düzenlenen butlan sebeplerinin bulunmadığı, 2013 ve 2014 dönemi genel kurulu yapılan davalı şirketin, anılan yıllar itibariyle mali durumu açısından özsermayesi ve aktif büyüklüğü itibariyle güçlü, kâr eden bir şirket konumunda bulunduğu, dolayısıyla davalı şirketin 28.05.2016 tarihli genel kurulda alınan 2,3,4,5,7 ve 8 numaralı kararların yok hükmünde olmadığı ve iptal davası açma koşullarının oluşmadığı, davalı şirket temsilcisine açılan davada pasif husumet bulunmadığı gerekçesiyle, davalı …’a açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, duruşma açılarak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/406 Esas, 2016/149 Karar sayılı dosyası ile davalı şirketin genel kurulunun toplantıya çağrılması amacıyla kayyım atandığı, gündemin kayyım tarafından belirlenmesine karar verildiği, bu kararın kesin nitelikte olması nedeni ile temyiz isteminin reddine karar verildiği, daha sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından temyiz isteminin reddi yönünde hüküm kurulduğu ve kararın kesinleştiği, değinilen mahkeme kararında belirtildiği üzere toplantı gündemi kayyım tarafından belirlenmiş olup bu gündemin şirket ortakları tarafından değiştirilebileceği yada bu yöndeki taleplere aykırı toplantıların yokluk yada butlan yaptırımı ile karşılandığı yönünde mevzuatta her hangi bir hüküm bulunmadığı, eldeki davanın niteliği itibariyle tanık ve yemin delilinin sonuca her hangi bir etkisinin bulunmadığı, ayrıca iptali yada yokluk/butlan yaptırımına tabi tutulması istenilen genel kurulda alınan 2,3,4,5,7 ve 8 numaralı kararlara karşın davacıların usulüne uygun bir muhalefetlerinin bulunmadığı, muhalefet şerhlerinin esasen oylamadan önce öneriye muhalefet şeklinde olduğu, esasen bu durum dava şartı niteliğinde bulunmakta ise de, davacılar tarafından, alınan genel kurul kararının yokluk ve butlan hükümleri gereğince de malul olduğunun tespitinin talep edildiği, aldırılan bilirkişi heyet raporunda; davalı firmanın satışlarının gerçeği yansıttığı, firmanın kârlılığının kâr payı dağıtımı için yeterli büyüklükte olduğu, hesaplanan kâr payının elde edilen kârdan yasal karşılıklardan sonra ayrıldığı, ortaklara ve şirket müdürüne verilmesi için kararlaştırılan kâr payı ve prim için firmanın öz sermaye oranının yüksek olduğu, borçluluk oranının düşük olması ile borç ödeme kapasitesinin mevcut olduğu, bu durumun şirketin varlığını tehlikeye sokacak büyüklükte olmadığının bildirildiği gerekçesi ile ve istinaf incelemesinin duruşma açılarak gerçekleştirildiğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davalı … hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ve davalı şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istekleri halinde aşağıda yazılı 49,50 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, 02/06/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.