YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5886
KARAR NO : 2021/4703
KARAR TARİHİ : 02.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.04.2018 tarih ve 2016/236 E- 2018/423 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.12.2019 tarih ve 2018/1641 E- 2019/1471 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkili …’ın maliki bulunduğu Adana ili, Çukurova ilçesi, … Bucağı Mahallesi,… Ada, … nolu parselde kayıtlı, … . katta 18 numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazı dava dışı Nur Yapı Malz. İnş. Hafr. Müh. Mim. Müt. Taş. Bilg. San. Taah. Tic. Paz. İth. İhr. Ltd. Şti’nin Şekerbank Gazipaşa Şubesi’nden kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatı olarak 30.05.2012 tarih ve 195.000,00.TL bedelle ipotek ettirdiğini, davalı bankanın Adana 3. Noterliği’nin 17/09/2015 tarih ve 16310 yevmiye numaralı borcun ödenmediğinden bahisle ihtar üzerine şube ile görüşme yapılarak 150.000,00 TL’nin ödendiği takdirde ipoteğin fek edileceğinin bildirildiğini, davacının hesabında 150.000,00 TL tutulduğunu, davalı banka tarafından istenilen 270,00 TL ipotek fek ücretinin de aynı hesaba gönderildiğini, davalı banka tarafından ipoteğin 7 gün içinde fek edileceğine ilişkin yazılı belge verildiğini, ancak taahhüdün yerine getirilmediğinden bahisle davalı tarafa Adana 3.Noterliği’nin 20/01/2016 tarih ve 1977 yevmiye numarası ile ipoteğin fekki konusunda ihtar çekildiğini, İstanbul 10.İcra Müdürlüğü’nün 2015/4572 Esas sayılı dosyasında icra takip başlattığını ileri sürerek, davaya konu taşınmaz ile ilgili takibin teminatsız olarak durdurulmasını ve takibin iptalini, müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitini ve davalı bankanın dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; 29.11.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile ipotek konusu evin ihale yoluyla satıldığını buna ilişkin dava açtıklarını, bu dava dosyasının bu dosya ile birleştirilmesini, 300.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada ise; dava konusu evin satıldığını ve evin değerinin 300.000,00 TL olduğunu, açtıkları bu ek dava ile 105.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini beyan etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davacı tarafın, dava dışı Nur Yapı Malz. İnş. Hafr. Müh. Mim. Müt. Taş. Bilg. San. Taah. Tic. Paz. İth. İhr. Ltd. Şti’nin Şekerbank Gazipaşa Şubesi’nden kullanılan krediye istinaden dava konusu taşınmazın ipotek ettirildiğini, kredi hesabının ise kat edilerek yasal takibe aktarıldığını, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2015/4572 Esas sayılı dosyasında borçlu firma ve ipotek borçluları hakkında takip başlatıldığını, 195.000,00 TL bedelle ipotek edilen dava konusu taşınmaza 260.000,00 TL değer takdir edildiğini ve takibin satış aşamasında olduğunu, kredi güncel borcunun 2.500.000,00 TL olduğunu ve ipotek limitinin 195.000,00 TL ödenmeden müvekkili bankanın ipotek fek yükümlülüğünün bulunmadığını, uygulamada ipotek fek taahhütlerinde yatırılacak para miktarı ve hesabı ile en geç ödeme tarihinin belirtildiğini ve süresinde yatırılması halinde ipoteğin kayıtsız ve şartsız fek edileceğinin taahhüdünün yer aldığını, bunları içermeyen 18.12.2015 tarihli belgenin bir fek taahhüdü olmadığını, bankaya yapılan bir ödemenin de bulunmadığını, dosyaya ibraz edilen belgedeki imzaların yetkisiz personele ait olduğunu, ipotek fek edilmesine yönelik bir anlaşma olmadığını, zararın doğmadığını, davanın belgede imzası bulunan personele ihbarının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalı bankanın Adana/Gazipaşa şubesi yetkilileri ile yapılan görüşmede 150.000,00 TL ödenmesi halinde uyuşmazlık konusu ipoteğin fek edileceğinin bildirilmesi üzerine kredi borçlusunun hesabına söz konusu tutarı yatırdığı ve bu şekilde ipotek sözleşmesinden doğan borcunun sona erdiği, davalı bankanın adı geçen şubesinin yetkililerinin de ipoteğin fek edileceğine dair 18.12.2015 tarihli belgeyi kendisine verdiği ileri sürüldüğü, ancak davacının, davasının dayanağını oluşturan 18/12/2015 tarihli belgede 150.000,00 TL ödeme yapılması halinde ipoteğin fek edileceğine dair bir ibare bulunmadığı yine ipotek bedelinin 195.000,00 TL tutarında olduğu nazara alındığında, 150.000,00 TL ödemenin davalı banka tarafından kabulü halinde bakiye 45.000,00 TL’lik ipotek bedeli hakkında da 18.12.2015 tarihli belgede bir açıklama bulunmadığı aynı şekilde, davacı tarafça, davalı bankanın, 195.000,00 TL bedelli ipoteğe karşılık 150.000,00 TL ödenmesini ve bu şekilde ipoteğin sona ermesini kabul ettiğine dair başkaca herhangi bir delil veya belge sunulmadığı, davacı tarafça borçlu şirketin hesabına havale edilen 150.000,00 TL tutarındaki paranın da davacıya ait banka hesabına iade edildiği ve halen bu hesapta tutulduğu hususunda uyuşmazlık olmadığı bu durumda, davacının kısmi ödeme sebebiyle ipoteğin sona erdiğini ispat edemediği gerekçesi ile, davacının asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı reddine, dava başlangıçta menfi tespit ve ipoteğin fekki talebiyle açılmış ise de, yargılama sırasında davacı tarafça ibraz olunan dilekçe üzerine yargılamaya tazminat davası olarak devam olunduğu, bu itibarla davanın ve kararın niteliği gözetilerek davacı tarafın yargılama sırasında ihalenin iptali sebebiyle davalı bankanın taşınmazı yeniden satışa çıkarmamak için takip dosyası hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl dava yönünden; davacının davalı bankaya 150.000,00 TL ve 270,00 TL ipotek fek bedeli yatırdığı, imzası davalı bankaca inkar edilemeyen 18.12.2015 tarihli ipotek fek yazısına rağmen ipoteğin kaldırılmadığı, davalı bankanın bir güven kuruluşu olduğu ve vermiş olduğu fek yazısı uyarınca ipoteği fek etmesi gerekirken, davalının sorumluluk limitinin 195.000,00 TL olduğu gerekçesiyle ipoteği kaldırmamasının doğru olmadığı, ipoteğin fekki şartlarının oluştuğu, bu nedenlerle asıl dava dosyası bakımından davanın kabulü yerine red kararının doğru olmadığı anlaşılarak esas dava dosyası bakımından davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılarak 150.000,00 TL’nin davalı banka hesabına aktarılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen dava yönünden ise; maddi ve manevi tazminat davası açılabilmesi için bir zararın doğmuş olması gerektiği, birleşen dava tarihi itibariyle taşınmaz ihale ile satılmış ise de, davacı tarafından açılan ihalenin feshi davası üzerine ihalenin feshine karar verildiği ve taşınmazın davacıya geri döndüğü, bu nedenle doğmuş bir zarar bulunmadından, birleşen davadaki taleplerin bu nedenle reddedilmesi gerektiği gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen davalar yönünden kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, asıl davanın kabulüne, dava konusu Adana ili, Çukurova ilçesi, Karalarbucağı Mahallesi,… Ada, … parselde kayıtlı, 9. kat 18 nolu bağımsız bölüm taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına, davacının hesabına iade edilen 150.000,00 TL’nin davalı …. hesabına aktarılmasına ve birleşen davadaki davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, her iki taraf vekilleri tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1- Dava, menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemine ilişkin olup, yargılamanın safahatında ipotekli taşınmazın satılması nedeniyle dava, ıslah ile maddi ve manevi tazminat davasına dönüştürülmüştür. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı bankanın ipoteğin kaldırılmasına ilişkin taahhüdünü yerine getirmediği ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaparak taşınmazın satılmasına sebep olduğu, ancak ihalenin feshi davası sonucu taşınmazın davacıya iade edildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve davacının hesabına iade edilen 150.000,00 TL’nin davalı …. hesabına aktarılmasına, birleşen davadaki taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı asıl davada; menfi tespit ve ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş ise de, 29.11.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını maddi tazminat davasına dönüştürmüş olup, bankaya yatırdığı 150.000.- TL ile ilgili olarak ise ıslahtan önce de sonra da herhangi bir talebi bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, talebin dışına çıkılarak hüküm tesisi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Ayrıca, ihalenin feshi davası sonucunda dava konusu taşınmazın davacıya dönmüş olması nedeniyle birleşen davadaki maddi tazminat isteminin reddi doğru ise de, davacıya ipoteğin kaldırılacağına dair taahhütte bulunulmasına rağmen davalı banka tarafından bu taahhüt yerine getirilmeyerek takip başlatılması ve taşınmazın sattırılması şeklindeki eylemler nedeniyle davacının manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacağının değerlendirilmesi gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bu yönden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraflar yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yerolmadığına, HMK’nın 373/2.maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 02.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.