YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5930
KARAR NO : 2021/4201
KARAR TARİHİ : 28.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09.02.2017 tarih ve 2015/253 E- 2017/18 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.02.2020 tarih ve 2017/4180 E- 2020/415 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Eminönü Belediyesinin 2005 yılında hazırladığı “Çocuklara Trafik Bilgileri ve Eğitimi” adlı kitapta yer alan karikatür, grafik çizim ve resimleri müvekkilinin hazırladığını, davalının yayımladığı “Çocuklar Trafik Kazalarına Dur Diyelim” adlı kitapta izinsiz olarak davacı eserlerinin kullanıldığını, haklarının devri konusunda anlaşma yapmadığını, davalı tarafından müvekkilinin mali ve manevi haklarına tecavüz edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile FSEK m 68/1 ve 70/1’e göre şimdilik 1.000.- TL maddi tazminatın 3 katının ve 10.000.- TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, eserlere tecavüzün ref’i’ne, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 54.000.- TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili; dava konusu çizimlerin hususiyet taşımadığını dolayısıyla eser niteliğinde olmadığını, basın yayın organlarında görülen genel nitelikte çizimler olduğunu, dava konusu çizimlerin idare tarafından eğitim öğretim amacı ile … Uygulamalı Trafik Eğitim Parkı’nda eğitici görsel materyal olarak kullanıldığını, herhangi bir ticari kâr amacı gözetilmediğini, davacının telif hakkının ihlalinin söz konusu olmadığını, dava konusu olayda müvekkilinin ağır bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacıya ait 18 adet grafik resmin FSEK 4 maddesi anlamında güzel sanat eseri olduğu, davacının FSEK 11 madde kapsamında eser sahibi olduğu, 18 adet grafik resmin izinsiz olarak işlenme, yayma ve çoğaltma hakkının ihlal edildiği, her grafik resminin değerinin rayiç olarak 1.000 TL olduğu, 18 adet resim için 18.000 TL ödenmesi gerektiği, bunun 3 katına kadar FSEK 68 madde gereği tazminat öngörülmüşse de, izinsiz kullanımın niteliği, davalı tarafın kamusal amaçlı
kullanımı dikkate alındığında takdiren izinsiz kullanım nedeniyle rayiç değerin 2 katı tutarının takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı belediye tarafından 31.05.2010 tarihinde basımı yaptırılan Çocuklar Trafik Kazalarına Dur Diyelim kitapçığında 18 adet grafik resmin izinsiz kullanımının tespitine, her bir eser için rayiç bedel 1.000 TL, 18 adet eser için 18.000 TL nin takdiren iki katı 36.000 TL nin ve 7.500 TL manevi tazminatın 31.05.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı taraftan tahsili ile idavacı tarafa ödenmesine, taraflar arasında farazi sözleşme kurulmuş olduğundan men konusunda karar verilmesine yer olmadığına ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; davacı tarafın dava ve ıslah dilekçesinde üç kat maddi tazminat talep ettiği, ilk derece mahkemesince izinsiz kullanımın niteliği ve davalı tarafın kamusal amaçlı kullandığı gerekçe gösterilerek iki kat tazminata hükmedildiği ancak FSEK’in 68/1 maddesi gereğince üç kat tazminat talep edilmesi halinde hakimin takdir hakkının bulunmadığı, davacı tarafın müterafık kusurunun bulunması halinde tazminatta indirim yapılabileceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı belediye tarafından 31.05.2010 tarihinde basımı yaptırılan Çocuklara Trafik Kazalarına Dur Diyelim kitapçığında 18 adet grafik resmin izinsiz kullanımının olduğunun tespitine, rayiç bedel 1.000 TL’den 18 adet eser için 18.000 TL’nin takdiren üç katı 54.000 TL’ nin ve 7.500 TL manevi tazminatın 31.05.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı taraftan tahsiline, taraflar arasında farazi sözleşme kurulmuş olup men konusunda karar verilmesine yer olmadığına, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.191,61 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 28.04.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Bilindiği üzere, kişilerin uğradıkları zararın tazminat hukukunun genel prensiplerine göre giderileceği Anayasanın 19 ncu maddesinde düzenlenmiştir. Tazminat hukukunun genel prensipleri ise TBK m. 49 (e BK m. 41) vd. hükümleri ile düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre, tazminatın amacı uğranılan zararın giderilmesi olduğundan, tazminatın üst sınırı uğranılan zarardır. O nedenle kural olarak zenginleşmeye sebep olacak şekilde zarardan fazla tazminata hükmedilemez. Bu durumda zarardan fazla tazminata hükmedilebilmesi özel bir kanun hükmünü gerekli kılmaktadır. Diğer bir değişle açık bir kanun hükmüne dayanılmadan zararı aşan oranda tazminata hükmedilemez. Bununla birlikte, bazı özel durumlarda hukuk düzeni zararı aşan oranda tazminat talep edilebilmesi hakkını zarar görenlere tanıyabilir (OĞUZMAN/ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 10. Baskı, C. II, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2013, s. 111 vd.; Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, 14. Baskı, Ankara, 212, s. 724 ve 763). Zarardan fazla tazminat talep etme imkanı veren özel hükümlerden biri ise 5846 sayılı FSEK m. 68 hükmüdür.
Özel bir kanun hükmüyle düzenlenmesi gereken böyle tazminatlara, öğretide zararı aşan oranda tazminat, özel hukuk cezası veya medeni ceza denilmektedir. Bu tür tazminatın kabul edilmesinin amacı, uğranılan zararı gidermekle birlikte, zarar görenleri ve özellikle tüketicileri dava açmaya teşvik etmek ve böylece failleri cezalandırmak suretiyle caydırma, zarar miktarının belirlenmesinin güç veya imkansız olması durumunda zarar görenlere kolaylık sağlanması (İ.Yılmaz ASLAN, Rekabet Hukuku, 4. Baskı, Ekin Kitapevi, Ankara 2007, s. 793 vd.; Ateş AKINCI, Rekabetin Yatay Sınırlanması, Rekabet Kurumu, Ankara, 2001, s. 388 vd), dava konusu yönünden fikri mülkiyet haklarının daha etkin korunması ve böylece kişileri yaratıcılığa teşvik etmek ve nihayetinde ülkenin ekonomik ve sosyal yönden gelişmesine yardımcı olmak (ÜNAL TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, 5. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2012, s. 32 vd.) vs olarak söylenebilir. Bununla birlikte hükmedilecek tazminatın miktarını hakim tayin etmek durumundadır. Bu belirlemeyi yaparken, yani tazminatın miktarını tayin ederken hakim, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne almak durumundadır (TBK m. 51, f. 1; e BK m. 43, f.1). Diğer taraftan, zarar görenin zararın doğmasına etki etmesi veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış olması yahut tazminat sorumlusu zor duruma düşecekse veyahut hakkaniyet gerektirmesi hallerinden birinin varlığı halinde de hakim, tazminattan indirim yapabilir (TBK m. 52; e BK m. 44).
Bilindiği üzere hem haksız fiil sorumluluğun da hem de TBK m. 114/2, e BK m. 98/2) hükmü uyarınca sözleşmeye aykırılıklar da tazminatın miktarının belirlenmesinde hakim anılan hükümleri göz önünde bulundurmak durumundadır.
Hemen belirtelim ki, fikri mülkiyet haklarına karşı yapılan tecavüz eylemleri TBK m. 49 (eBK m. 41) vd. hükümleri ile düzenlenen haksız fiil niteliğinde olduğundan, hatta sözleşmeye aykırı davranış sonucu fikri mülkiyet hakları ihlal edilmiş olsa bile hakim, belirtilen hükümleri göz önünde tutarak tazminatı belirlemelidir.
Dava konusu olayda fikri hak sahibi, FSEK m. 68 hükmünde ön görülen 3 kat bedeli tazminat olarak talep etmiştir. Bu hüküm uyarınca üç kat bedelden kasıt, ya sözleşme yapılsaydı hak sahibinin isteyebileceği eser bedeli ya da tespit edilecek rayiç bedeldir. Bu kriterlerden hangisinin ölçü olarak alınacağı hak sahibinin seçimine göre belirlenmelidir. İhlal halinde hak sahibi daha az zarar görmüş olsa bile tazminat olarak farazi sözleşme bedeli/rayiç bedelin üç katına kadarını talep etme hakkına sahiptir. O nedenle bu tazminat zararı aşan tazminat/özel hukuk cezası/medeni ceza niteliğindedir.
Tazminat olarak bedelin üç katına kadarının talep edilmesi halinde de, hüküm altına alınacak tazminatı hakim yukarıda belirtilen Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlemek durumundadır. Zira FSEK m. 68’de böyle bir belirleme yapmaya engel özel hüküm bulunmamaktadır. Nitekim bu hükmün iptali için yapılan bir itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi de, bu hükmün getirdiği kuralın hakimin takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir hüküm içermediğini, hükmün hak sahibinin talebine bir üst sınır getirdiğini, bu sınır içerisinde kalmak koşulu ile tazminatın miktarını belirlemede hakimin takdir yetkisi olduğunu belirtmiştir (T. 28.02.2013, E. 2012/132, K. 2013/33).
Hal böyle olunca, İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince FSEK m. 68 hükmü ile çizilen sınır içerisinde kalmak ve belirliyse gerçek zarardan da az olmamak koşuluyla dosya kapsamı ve TBK’nın anılan hükümlerinde belirtilen kriterler dikkate alınarak tazminatın miktarını hak sahibinin seçimine göre farazi sözleşme bedeli/rayiç bedelin bir ilâ üç katı arasında, yani ön görülen sınır içerisinde belirlenmesi gerekirken, hiçbir gerekçe göstermeden bedelin üç katına tazminat olarak hükmedilmesi doğru olmadığından, bu yönden temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi Kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun Kararın onanması yönünde ki görüşüne katılmamaktayız.